Alman Edebiyatı Klasikleri
1 ay önce

Dünya edebiyatında önemli bir yeri olan Alman Edebiyatı bünyesinde tüm dünyaca bilinen ve saygı gören eserleri barındırır. Avusturya, Fransa, Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerin yazarlarından da beslenen çok geniş bir yelpazeye sahiptir. Sizin için derlediğimiz Alman Edebiyatı Klasiklerine göz atabilirsiniz.



Böyle Buyurdu Zerdüşt


Nietzsche’nin en iyi eseri olarak tanımlanan kitapta yazarın tüm fikirleri bir arada bulunuyor. Pasajlardan oluşan, her bölümde farklı konulara değinen kitap insani sorgulamalara itiyor. Zerdüşt’ü kitabın kahramanı ve kendisinin sözcüsü seçen yazar, insana, doğaya, ahlaka, göreve dair olgularla ilgili derin düşüncelerini bu kitapta aktarmıştır. Üstinsan tanımlaması yapılan bu eser yayımlandığı dönemde birbirinden çok farklı tepkiler alsa da üstünden geçen zamanla hak ettiği değeri görmektedir. 


Faust 


Geothe’nin 60 yılda tamamladığı eser okunması güç bir eser olarak gösterilse de bir Alman edebiyatı başyapıtı olduğu su götürmez bir gerçektir. Bilimsel çalışmalar yapan, bilgiye ve öğrenmeye aç Dr. Faust’un Mephisto ile tanışması ile başlayan kitap işlerinin de yolunda gitmemesi sebebiyle ruhunu ona satması ile devam eder. Şeytan ile anlaşması sonucu asla elde edemediği bilgi dolu mutluluğu amaçlar. Karşılığında ise Mephisto’ya hizmet eder. Geothe’nin ölümünden bir yıl önce hazır olduğuna inandığı ve yayımlanmasına izin verdiği eseri Alman edebiyatı klasikleri arasındaki yerini almıştır. 


Siddharta 


Her bakımdan bir yolculuk hikayesi Siddharta. Hem dağları, çölleri, yolları aşan hem de en derine, kendimize inen bir yolculuk. Varmayı değil aramayı öven, bilmenin ve çabalamanın erdemine atıfta bulunan eser genellikle dini referanslar içeriyor. Doğu felsefesini yakından tanıyacağınız, dünyanın içyüzü ile karşı karşıya kalacağınız Hermann Hesse eseri size fark ettirmeden hayatınıza derinden dokunacak. 


Büyülü Dağ 


Thoman Mann’ın çok ünlü eseri Büyülü Dağ Hans Castorp’un çıktığı bir yolculuğu detayları ile aktarıyor. İzin süresi için Alpler’e yapacağı 3 haftalık ziyaretin 7 yıl sürmesi ve bu sırada yaşadığı tüm deneyimler kaleme alınıyor. Hasta olduğunu bilmeden çıktığı bu yolculukta sanatoryum hastalarını gözlemlerken kendi de bu tedavi merkezinin bir parçası oluyor. Tedavi süresince değişen ruhu, hayatı ve bakış açısının okuyucuya kazandırdıklarının yanında betimleme başarısı ile de çok değerli bir eser olduğunu kanıtlıyor. Yazarın 2 kez okunmasını bu şekilde daha iyi anlaşılacağını önerdiği kitap türünün en başarılı örneklerinden biri sayılıyor. 


Genç Werther’in Acıları


Goethe tarafından iki haftada tamamlanan kitap Werther adlı genç bir hukuk stajyerinin nişanlı bir kadına aşık olmasını konu alır. Toplumsal açıdan yaşanan engeller sonucu hazin biten öykü yayımlandığı dönemde insanları etkisinde bırakmış ve unutulmaz bir kitap haline gelmiştir. Kitaptan sonra intiharlarda artış, kıyafetlerde Werther’e benzeme eğilimi gözlemlenmiştir. Okuyucuyu ve toplumu bu denli etkileyen bir eser olmasıyla da saygıyı hak etmektedir. 


Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok 


I. Dünya Savaşı’nı Alman askerlerin gözünden aktaran kitap savaş ortamını tüm acımasızlığı, çaresizliği ve gerçekliğiyle ortaya koyuyor. Savaş karşıtı bir kitap olarak tanımlanabilecek Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok 6 haftada yazılıp, tamamlanmıştır. Yazarın kendisinin de yaralandığı savaştan birkaç yıl sonra kaleme aldığı eser Hitler tarafından yaktırılmıştır. Bu olayla birlikte daha çok kişiye ulaşan eser tarafların değil savaş olgusunun kötü olduğuna vurgu yapmaktadır.


Momo 


Politika ve modernizm eleştirisi yapan bu kitap vakitle ilgili tüm çıkarımlara bambaşka anlamlar yükleyo. Sürü duygusu, toplum ahlakı ve toplumsal etkileşim kavramlarına yönelik fikirleriyle eser bir yetişkin distopyasını andırıyor. Çocuk kitabı kategorisinde incelense dahi barındırdığı mesajlar çok daha ötesi olduğunu kanıtlıyor. Zaman kavramına bakışınıza değiştirecek, yeniden yeniden okuma isteği duyacağınız Momo Michael Ende’nin başyapıtı olarak gösteriliyor. 


Teneke Trampet 


I. ve II. Dünya Savaşı tarihlerini içine alan bir zaman diliminde geçen kitabın kahramanı cüce Oskar. Hikayeyi zaman zaman gerçeküstü bir tavırla aktaran Oskar kitapta emin olunamayan, tedirginlik yaşatan bir kitap kahramanı olarak yer buluyor. Akıl hastanesinde bakıcısına anlattığı savaş dönemi hikayeleri dönem Polonyası’ndan izler barındırıyor. Büyülü gerçekçilik akımının izlerini taşıyan eser okunması güç olsa dahi yüksek edebi değeri ve farklı kurgusu ile hem Günter Grass’ın hem de Alman edebiyatının en iyileri arasında yerini alıyor.   



Kitaplara daha yakından bakın: