Beethoven 250 Yaşında!
13 Ocak
Dünya müzik tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Ludwig van Beethoven’ın 250. doğum günü nedeniyle 2020 yılı tüm dünyada Beethoven yılı olarak kutlanıyor. Sadece yaşadığı dönemi değil müzik tarihini etkileyen, klasik müzik ile romantik dönem arasında kurduğu bağ ile müzik evrelerine yön veren Beethoven, yarattığı eserleriyle hâlâ müzisyenlerine ilham vermeye devam ediyor. 

Gelmiş geçmiş en etkili müzik dehalarından biri olarak tanımlanan Beethoven için ne söylesek az... Dünyada en çok seslendirilen bestecinin 250. doğum günü nedeniyle doğduğu şehir olan Bonn’da kutlamalar başladı. Sadece Almanya’da değil, tüm yıl boyunca pek çok farklı ülkede gerçekleşecek etkinlikler ile Beethoven dünya çapında anılacak. Biz de bu vesileyle iyi ki bu dünyadan böyle bir müzisyen geçmiş diyor ve ünlü besteciyi mercek altına alıyoruz. 


Müzik Dehası Beethoven’ın Yaşamı 


Ludwig van Beethoven, Maria Magdalena ile saray müzisyeni Johann van Beethoven’ın çocuğu olarak 1770 yılının aralık ayında Almanya’nın Bonn kentinde dünyaya gözlerini açar. Kaynaklara göre Beethoven’ın 17 Aralık’ta vaftiz edildiği biliniyor. Bu nedenle ünlü bestecinin doğum tarihi kimi kaynaklarda 16 Aralık kimilerindeyse 17 Aralık olarak yer alıyor. 

Çok küçük yaşlardayken babasının baskısıyla müziğe başlayan Beethoven babasının acımasız tavrı nedeniyle müzikten tabir-i caizse nefret eder hâle gelir. Aynı zamanda alkol sorunları da olan babası kendi hırslarını Beethoven’a yansıtır ve onun adını tüm dünyaya duyurmak gayretiyle çocukluğunu bile yaşamasına müsaade etmeden piyano derslerine başlar. Engelli kardeşleri ve sert mizaçlı babası nedeniyle oldukça zor ve mutsuz bir çocukluk geçiren Beethoven’ın halkın karşısına çıkıp ilk konserini henüz çok küçük yaşlardayken verdiği pek çok kaynakta yer alan bilgiler arasında. 

Babasıyla geçen yoğun müzik eğitiminden sonra Beethoven dönemin tanınmış müzisyenlerinden Christian Gottlob Neefe ile tanışır. Neefe’den ilk bestecilik derslerini almaya başlayan ünlü müzisyen bu dönemde öğretmeninin ısrarıyla Bach’ın eserleriyle tanışır. Neefe ile yaptığı çalışmalar sonunda aşama kaydeden Beethoven 1787 yılında Mozart ile çalışma hayaliyle Viyana’ya gitmek üzere evden ayrılır. 

Beethoven’ın müziğinden etkilendiği Mozart ile tanışma şansını yakaladığı, kendisini dinletme fırsatı bulup güzel yorumlar aldığı biliniyor. Hatta bazı kaynaklar, Beethoven’ın Mozart’tan birkaç ders bile almış olabileceğini de belirtiyor ancak bu bilgi bir rivayet olmanın ötesine geçmiyor. Ne yazık ki Beethoven’ın gerçekleşen hayali uzun sürmez ve annesinin hastalığı üzerine Bonn’a döner. İkilinin çalışma fırsatı yakaladıkları durumda müzik tarihine nasıl bir etkileri olurdu bilinmez. 

Beethoven’ın annesinin ölümü aileyi daha derin bir yoksulluğa sürükler. Babası eskisinden de daha çok içmeye başlamışken bu durum genç müzisyenin yaşamının en verimli yıllarını ailesine adamasına neden olur. Bu dönemde yeteneklerini paraya çevirmek için Almanya’nın soylu ailelerinin çocuklarına müzik dersleri vermeye başlar. Birbiri ardına gelen önemli tanışıklıklar sayesinde destek görmeye başlayan genç müzisyen 1792 yılında yeniden Viyana’ya gider. 

Mozart’ın ölümü Beethoven’ı sarssa da hayallerini gerçekleştirmek konusunda kararlı olan Beethoven Mozart’a da eğitim vermiş olan ünlü besteci Joseph Haydn ile tanışır. Haydn’ın ilk görüşte Beethoven’ın yeteneklerini keşfetmesi üzerine ikili birlikte çalışmaya başlarlar. Bu eğitim ve destek Beethoven’ın kendini geliştirmesine olanak sağlarken bu süreçte sarayda verdiği konserler sayesinde adı da duyulmaya başlar. Önceleri piyanodaki başarısıyla adından söz ettirse de geçen zaman içinde yaptığı bestelerle döneminin müzisyenlerini etkileyen bir isme dönüşür. 

1800 yılında ilk senfonisini besteleyen Beethoven yaşamı boyunca muzdarip olduğu sağlık problemlerinin en ağırıyla 1801 yılında tanışır. Önceleri işitme problemleri olarak baş gösteren durum 1802 yılında iyice ilerler. İnsanlarla ilişkileri konusunda sorunlar yaşamaya başlayarak yaşadığı çevreden uzaklaşsa da eserleri üzerine çalışmaya devam eder. 1817 yılında tamamen duyma yetisini kaybeden müzisyen bu dönemde oldukça zor günler geçirir. Yaşamla bağları kopsa da onu ayakta tutan tek şey müziğe olan tutkusudur. Müzikten vazgeçmemesi o sancılı dönemde bile en ünlü eserlerini vermesine neden olur. 

Yaşamı boyunca hiç evlenmeyen ancak sonu hep hazin biten tutkulu aşkların kahramanı olan Beethoven 1827 yılında 56 yaşındayken hayata gözlerini yumar. Ünlü müzisyenin ölümüyle ilgili farklı kaynaklarda farklı bilgiler yer alsa da yaygın kanı siroz nedeniyle ölmüş olduğudur. Cenazesine binlerce insan katılan Beethoven’ın mezarı Viyana’da yer alıyor. 


Beethoven’ın Ölümsüz Eserleri 


Henüz çok küçük yaşlarda müzikle tanışan müzik dehası ilk senfonisini 1800 yılında yapar. (Kimi kaynaklarda 1800 yerine yakın olan 1801, 1803 gibi farklı tarihler de yer alıyor.) Klasik müzikte romantik dönemi başlatan ünlü bestecinin dokuz senfonisi, beş piyano konçertosu, bir keman konçertosu, otuz iki piyano sonatı, piyano, keman ve çello için üçlü konçertosu ve birçok oda müziği eseri bulunuyor. Fidelio adında tek bir operaya imza atan besteci, Eroica ismiyle de anılan 3. Senfonisini Avrupa’ya demokrasi getirdiği gerekçesiyle Napolyon’a ithaf ettiği biliniyor. Napolyon’un kendini imparator etmesinin ardından ise bu durumu kabul etmeyerek kararından vazgeçiyor. 

Eğitim gördüğü Haydn ve hayranlık duyduğu Mozart’ın izinden giderek kendini geliştiren ünlü bestecinin en bilinen eserlerinin başında Ay Işığı Sonatı ve 9. Senfoni geliyor. Klasik müzikle ilgilenmeyenlerin bile kulağına çalınmış olan Ay Işığı Sonatı dinleyenleri başka dünyalara götüren melodisinin yanı sıra efsanesiyle de adından söz ettiriyor. Bir rivayete göre Beethoven bir arkadaşıyla sokakta yürürken gelen piyano sesini takip ederek o evin kapısını çalar. Piyanoyu çalan genç kızın kör olduğunu öğrenince onunla sohbet eden Beethoven, genç kızın hiç ay ışığını görmediğini söylemesi üzerine bu ünlü sonatı besteler. Kimi kaynaklar bu sonatın bestelendikten yıllar sonra bu adı aldığını söyleyerek bu bilginin gerçek olamayacağını belirtse de, bu etkileyici hikaye pek çok kişi tarafından anlatılmaya devam ediyor. 

Ünlü bestecinin herkes tarafından tanınan bir diğer ölümsüz eseri ise bugün Avrupa Birliği Marşı olan 9. Senfoni. Avrupa Birliği'nin sembollerinden biri olan marş Beethoven’ın 1823 yılında bestelediği 9. Senfoni'nin son bölümü olan ve “Neşeye Övgü” anlamına gelen “Ode to Joy”dan ilham alınarak hazırlanır ve 1985 yılından beri birliğin resmi milli marşı unvanıyla anılır. 

Çalışmalarını hep titizlikle sürdüren, dramatik eserleriyle klasik müziğin romantik dönemini başlatan Beethoven, sağırlığın getirdiği buhranlarla uğraşırken bile vazgeçmediği müzik tutkusuyla bugün bile hayranlık uyandırıyor. En bilinen eserlerini ise o dönemde vermiş olması dehasının en büyük kanıtı niteliğinde. 


Beethoven’ın Tamamlayamadan Öldüğü 10. Senfonisini Yapay Zeka Tamamlayacak 


Geçtiğimiz ay basında çıkan bir haber ise klasik müzik meraklılarını heyecanlandırdı. Alman yayınları ve haber sitelerinden dünyaya yayılan habere göre; Beethoven’ın hayattayken tamamlayamadığı 10. Senfonisi yapay zeka sayesinde tamamlanacak. Hürriyet Gazetesi’nde de yer alan Beethoven'in 10. Senfonisini Yapay Zeka Tamamlıyor haberine göre; aralarında müzikologlar, besteciler, bilgisayar bilimleri uzmanları ve piyanist Robert Levin’in bulunduğu bir grubun hazırladığı algoritma ile yapay zeka senfonideki eksik kısımları tamamlayacak. Klasik müzik hayranları arasında büyük bir heyecana neden olan senfoninin 28 Nisan 2020’de Beethoven Orkestrası tarafından seslendirilmesi planlanıyor. 


Beethoven’ın Yaşamını Konu Alan Filmler 


Hayatı ve günümüze ulaşan eserleriyle Beethoven öylesine merak uyandırıcıydı ki Hollywood’un da böylesine bir müzik dehasına kayıtsız kalması elbette mümkün olmadı. 1994 yılında ülkemizde Ölümsüz Sevgili (Immortal Beloved) adıyla vizyona giren film sayesinde sinemaseverler Beethoven’ın çocukluktan itibaren yaşamını beyaz perdede izleme şansına sahip oldular. Bethoveen'ın ortaya çıkan gizli mektuplarına da yer veren filmin başrollerini Gary Oldman, Isabella Rossellini ve Jeroen Krabbe paylaşırken filmin yönetmen koltuğunda ise Bernard Rose oturuyor. 

Ünlü besteci ile ilgili bir diğer önemli yapım ise Beethoven’ın meşhur 9. Senfonisini yazma sürecini konu alan Beethoven’ı Anlamak (Copying Beethoven) sağırlığının gittikçe arttığı bir dönemde bestelerini yapma sancısı yaşayan ünlü müzisyenin kendisine yardım eden genç ve güzel Anna Holtz ile oluşan bağını konu alan film, duygusal sahneleriyle de dikkat çekiyor. Ed Harris’in Beethoven’ı canlandırdığı 2007 yapımı filmde deneyimli oyuncuya Diane Kruger eşlik ediyor. Filmin yönetmenliğini ise Polonyalı yönetmen Agnieszka Holland üstleniyor. 


Beethoven Hakkında Kitaplar 


İngiliz barış elçisi, sosyalist, gazeteci, eğitimci gibi vasıflarıyla tanınan Frida Knight tarafından kaleme alınan “Beethoven ve Devrim Çağı” çağının ötesindeki dahi ile ilgili yazılmış başlıca kitaplar arasında yer alıyor. Kitap, eserleriyle olduğu kadar dönemin siyasi olaylarına kayıt kalmayan, hatta mücadeleci diyebileceğimiz kimliğiyle dikkat çeken Beethoven’ın yaşamının yanı sıra Fransız Devrimi’ne ve devrimin Avrupa üzerinde yarattığı etkilere de değiniyor. 

Ünlü müzisyenin sıra dışı yaşamını okuyucuya aktaran ve ölümsüz eserleriyle ilgili bilgi veren bir diğer kitap da Kastaş Yayınları tarafından yayımlanan “Ludwig Van Beethoven” adını taşıyor. Kitapta ünlü müzisyenin yaşamına tanıklık ederken arkadaşlarıyla olan yazışmalarını da okuma fırsatı bulacaksınız. 

Chopin” , “Bach” gibi usta müzisyenleri incelediği kitaplarıyla tanınan ve kendisi de bir müzisyen olan Aydın Büke’nin mercek altına aldığı bir diğer ünlü müzisyen de Beethoven.  Müziğin akışını değiştirerek adını tarihe yazdırmış olan bu ünlü müzisyenin bir roman titizliğinde yazılmış "Beethoven" biyografisi aynı zamanda dönemin ünlü isimleriyle ilgili de bilgi sahibi olmanızı sağlıyor. 

Beethoven’ın fırtınalı yaşamını konu alan kitaplar bunlarla sınırlı değil. Philippe A. Autexier  tarafından yazılan “Beethoven: Mutlağın Gücü”nden Nobel ödüllü yazar Romain Rolland’ın “Beethoven” adlı kitabına kadar pek çok eser, ünlü bestecinin zorluklarla geçmiş yaşamını okuyucuyla paylaşıyor.


Kitaplara daha yakından bakın: