Can Yayınları Klasik Kadınlar Serisi
11 Ocak

Can Yayınları, 2021’de yayımlamaya başladığı yeni serilerin ilkine “Klasik Kadınlar” ile imza attı. Başlangıç olarak sekiz kitabın yer aldığı kadın klasikleri ismiyle de anılan bu seride dünya edebiyatının önde gelen kadın yazarları ve dünya edebiyatında ün kazanmış kadın karakterler bulunuyor.

Gelin, Can Yayınları’nın klasik kadınlar serisine birlikte bakalım! Tüm kitapları set hâlinde incelemek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz!

Aşk ve Gurur – Jane Austen


Jane Austen’ın en sevilen eserlerinden birisi olan “Aşk ve Gurur” sıradan insanların gündelik hayatlarına odaklanmış ve roman türüne net biçimde modern tarz kazandırmıştır.

Taşralı bir beyefendinin kızı Elizabeth Bennet ile soylu toprak sahibi, varlıklı Fitzwilliam Darcy’nin çatışmalarını işleyen Jane Austen’ın hikâyesinde karakter çatışmaları başarıyla işlenir. Bu başarının bir göstergesi olarak da İngiliz edebiyatının en fazla ilgi çeken kadın roman karakterleri arasında Elizabeth Bennet başta gelir.

Sicilya’da Bir Aşk Hikâyesi – Ann Radcliffe


Ann Radcliffe’in erken dönem eserleri arasında gelen “Sicilya’da Bir Aşk Hikâyesi”, gotik tarzı romantik bir üslup ile pekiştiren en belirgin eserler arasındadır. Radcliffe’in kendisine özgü lirik üslubu ve korku türüne kattığı sıcak, ilgi çekici yaklaşım ile okur için dehşet ve keyif unsurları hep dinamik kalıyor.

Sicilya’nın ıssız kıyılarında yer alan o muhteşem şatonun bitmek tükenmek bilmeyen koridorlarında bir kez yürümeye başladığınızda, gündelik hayatınızın içine sızmaya başlayan psikolojik dehşeti durduramayacaksınız!

Madame Bovary – Gustave Flaubert


Edebiyatta yeni bir çağı başlatan, üzerinden kaç yıl geçerse geçsin etkisini yitirmek bir yana gittikçe güçlenen bir başyapıt... Gustave Flaubert’in “Madame Bovary”si yazarın Fransız edebiyatında gerçekçilik akımını ne denli yüksek bir çıtaya çektiğinin de en büyük göstergesidir.

Flaubert’in yazdığı ilk roman olan bu eserde, yaşadığı sıkıcı ve banal taşra yaşamından kurtulmak için kendisine çizilmiş sınırları günden güne yitirdiği umuduna rağmen zorlamaktan vazgeçmeyen Madam Bovary’nin öyküsü anlatılmaktadır.

Eugenie Grandet – Honore de Balzac


Klasik Fransız edebiyatının en büyük yazarları arasında kabul edilen Honore de Balzac’ın ilk defa 1833 yılında okurla buluşan “Eugenie Grandet” isimli yapıtı; taşra insanını ve onların maddi ilişkilerini Balzac’ın kendisine has gerçekçiliği ile ele alır.

Dürüst ve erdemli bir karakter olan Eugenie Grandet; aşkı ve yüce gönüllülüğüyle Fransız devriminin sonrasında yaşanan karmaşa sırasında aldatmacalarla elde edilen bir servetin içinde; çamura düşmüş bir altın misali parlamaktadır. Cimrilik ve aşk gibi özünde birbirine oldukça zıt iki kavramın başabaş yarışı, Balzac’ın olağanüstü üslubu ile pekişmektedir.

Moll Flanders – Daniel Defoe


Roman türünün ilk örnekleri arasında olan “Moll Flanders”; Daniel Defoe’nun meşhur yapıtı Robinson Crusoe ile kıyaslanacak kadar güçlü bir anlatı içermektedir. İlk yayımlandığı 1722 yılından bu yana toplumsal değerler, suç dünyası, cinsellik gibi temaları ahlak dersi kisvesine bürünmeksizin apaçık bir üslupla gözler önüne sermektedir.

Zindanda doğan, on iki yıl hayat kadınlığı ve on iki yıl da hırsızlık yaparak hayatını idame ettiren; başından beş evlilik geçen Moll Flanders karakteri tartışmaya müsait hayat görüşleri ve olabildiğince derin sunulan portresi ile İngiliz edebiyatındaki en ilgi çekici kadın karakterler arasındadır.

Son İnsan – Mary Shelley


Bilhassa kadın yazarlarla gücüne güç katan gotik edebiyat alanında nam yapan Mary Shelley 1826 yılında yayımlanan “Son İnsan” isimli bu yapıtıyla gotik edebiyata has bilimkurgu alt türlerindeki apokaliptik romanın ilk modern örneğini ortaya koydu ve bu türün öncü yazarlarından birisi hâlini aldı.

Son İnsan”, günümüzde her ne kadar sıradanlaşmış olsa da insanlığın yok oluşunu konu edinen ilk büyük roman olması nedeniyle mühimdir. Bir salgının Batı dünyasında yol açtığı etkileri romantik dönemin akıcı üslubuyla dramatize eden Mary Shelley romanından “Alter egom, ikinci benliğim, yoldaşlarımın benden önce ölmesi ile sevgili bir gruptan geriye kalan yadigâr” olarak bahsetmektedir.

Uğultulu Tepeler – Emily Bronte


Kısacık bir yaşama sığan, muazzam bir başyapıt. Emily Bronte’nin kısa süren hayatında ortaya koyduğu tek yapıt olan “Uğultulu Tepeler”, yazarı edebiyat dünyasına kazandırmanın da ötesinde ismini silinemeyecek bir şekilde edebiyat tarihine kazıdı.

Bronte’nin çevresindeki insanlardan derin izler taşıyan, yazarın ölümünden bir yıl önce tamamladığı romanı sevgi, nefret, kin, tutku ve intikam gibi güçlü duygularla sarmalanmış bir gençlik hikâyesi olmanın yanı sıra marazi bir aşkın öyküsüdür.

Jane Eyre – Charlotte Bronte


Küçük yaşta öksüz kalan Jane Eyre’in, onun bakımını üstlenen yengesiyle sürdürdüğü zorlu yaşam şartlarında hayatın onu sürüklediği yolu işleyen Charlotte Bronte yapıtı “Jane Eyre”; kadının erkek egemen toplumlardaki konumuna karşı ortaya sürülmüş cesurca bir yaklaşım olmanın ötesinde, şiirsel duygusallık ile çağdaş gerçekliğin başarılı bir harmanı olmasıyla edebiyatta öncü eserler arasında yer almıştır.

19. yüzyıl İngiltere’sinde, tutuculuğun had safhada olduğu Victoria döneminde geçen bu hikâye; birçok otorite tarafından kadın haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkan ilk eserler arasındadır.

Kidega İçerik Ekibi
Alper Kaya


Klasik Kadınlar'a Yakından Bakın!