Sepetim 99 ÜRÜN

Sepetiniz Henüz Boş!

Toplam Tutar
    Dünya Edebiyatının Muhalif Sesi: José Saramago
    10.08.2018

    1922 yılında Portekiz’in küçük bir köyünde, yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerini açan José Saramago henüz çok küçükken ailesiyle birlikte Lizbon’a taşındı. Çocukluk ve gençlik yıllarını maddi sıkıntılar içinde geçiren Saramago, yazarlık kariyerine başlamadan önce makinistlikten editörlüğe uzanan zorlu bir süreçten geçti. Kitaplarında gördüğümüz bu başkaldırıyı ve sistem sorgulamalarını yazarın o döneme borçlu olduğunu söylersek haksız sayılmayız sanırım.

    Yayın dünyasındaki kariyeri editörlük ve redaktörlükle başlayan Saramago 1944 yılında Ilda Reis ile evlendi. İlk romanı Günah Ülkesi (Terra do Pecado) 1947 yılında yayımlandığında o artık aynı zamanda hayata tutunmak zorunda olan bir babaydı. İlk kitabının ardından çok uzun bir süre edebiyatla ilişkisi yayınevlerinde çalışmak, siyasi yorumlarla birlikte kültür editörlüğü yapmak ve şiir kitabı yayımlamak oldu. Portekiz Yazarlar Birliği'nin yönetim kurulunda çalışan, yaptığı siyasi yorumlarla var olan düzeni eleştirmekten geri kalmayan Saramoga 19 yıl aradan sonra yeni bir rejimle birlikte yeni bir kitapla edebiyat dünyasına döndü. Yazdığı kitaplarla sadece edebiyat severlerin değil, iktidarın ve Katolik Kilise’sinin şimşeklerini üzerine çekti. Saramago, Portekiz Hükümeti’nin kitabını yasaklaması ve yazarın Avrupa Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilmesine engel olması üzerine ülkesini terk etti.

    Sonraki yıllarda, hayatın ona verdiği en büyük ödül olarak tanımladığı Pilar del Rio ile evlenerek yaşamını Kanarya Adaları’nda sürdürdü. Sakin bir yaşamın içinde üretmeye devam eden yazar 1998 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan ilk Portekizli yazar oldu. José Saramago son kitabı Kabil’i  yazdıktan kısa bir süre sonra 2010 yılında hayata gözlerini yumduğunda ardında yaşadığımız dünyayı bambaşka yorumlayan pek çok kitap ve hâlâ tartışılan pek çok fikir bırakmıştı.


    Edebiyat dünyasında aykırı bir ses doğuyor


    José Saramago’nun yaşamı boyunca hedefinde hep alışılagelmiş olan düzene başkaldırmak vardı. Öğretilenleri kabullenmek yerine sorgulamayı seçen, düzene uyum sağlamak yerine daha iyisini yaratmayı düşleyen yazar, içinde yaşadığı hayatın gerçeklerine gözlerini ve vicdanını hiç kapamadı. Kitapları ve söylemleriyle sadece rejimleri değil, dinleri de eleştirecek kadar cesurdu.

    İlk kitabının ardından 1966 yılında Muhtemel Şiirler adlı eseriyle edebiyat dünyasına geri döndü. Ardından resim, cinsellik ve siyaset üçgeni içinde hayatını sorgulayan bir ressamın kendi dilinden hikâyesini anlattığı Ressamın Günlüğü adlı romanı yayımlandı. 1983 yılında yayımlanan Baltasar ve Blimunda ise yazarı Portekiz sınırlarından çıkarıp tüm dünyaya tanıtan kitap oldu. Yazar bu kitabında sadece etkileyici bir aşk hikâyesi anlatmıyor, aynı zamanda tarihsel gerçeklerle iki farklı hikâyeye daha ironik bir dille değiniyordu. Karakterlerin felsefik sorgulamaları, usta yazarın sıra dışı üslubu ve kurgusuyla birleşince ortaya edebiyat severlerin dikkatini çeken bu roman çıkmıştı. Bu kitabın bir diğer özelliği de yazarın Amerika’da yayımlanan ilk eseri olmasıydı.

    Yazar, geçen zamanla birlikte daha da sertleşen tavrıyla 1984 yılında yayımlanan kitabı “Ricardo Reis’in Öldüğü Yıl”da  Portekiz’de ve genel olarak Avrupa’da esmeye başlayan faşizm rüzgârını odak noktasına koyuyor.  Portekiz PEN Kulüp Ödülü alan bu kitabın ardından yazarın coğrafi sınırları, kimlikleri sorguladığı Yitik Adanın Öyküsü okuyucunun karşısına çıktı. 


    Ülkesini terk etmesine neden olan roman


    Lizbon’un dünüyle bugününün iç içe geçtiği gizemli bir roman olan ve yazarın en ironik eseri kabul edilen Lizbon Kuşatmasının Tarihi gibi kitapları, kitaplarında yarattığı dünyalar ve sarsıcı karakterlerle adından edebiyat çevrelerinde sıkça söz ettiren yazar, İsa’ya Göre İncil adlı romanıyla bu kez tartışmalara yol açmanın çok daha ötesine geçti. Hristiyanlığın temel dengelerini sarsacak nitelikte bir hikâyeyi okuyucuya sunan yazar kitabında İsa’yı Tanrı’nın oğlu olarak değil, sıradan bir insan olarak gösteriyordu. İnançları sorgulamayı hedefleyen bu romanın ardından Katolik Kilisesi yazarı afaroz ettiğini açıkladı. Portekiz Hükümeti’nin de yazarı hedef alarak kitabı yasaklatması ve Avrupa Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilmesine engel olması yazarın ülkeyi terk etmesine neden oldu.


    Jose Saramago efsanesini yaratan kitap; Körlük


    1995 yılında yayımlanan ve yazarın ülkemizde de tanınmasında büyük katkısı olan eseri Körlük kahramanın direksiyon başında aniden körleşmesi ve bunun salgın bir hastalık gibi tüm şehre bulaşmasını konu alıyor. İsimlerin, kültürlerin, coğrafyaların olmadığı bu kitap insan doğasının inkar edilemez kötü yanlarını ve vahşetini gözler önüne seriyor. Yazarın insan aklının körlüğü için kullandığı bu eşsiz metaforla kitap siyaseti, devletleri, dini ve bize öğretilen ahlak kurallarını sorguluyor.

    Toplumsal sorunları iliklerine kadar yaşamış, faşizmin yarattığı şiddeti görmüş bir yazar olan Saramago kitaplarında hep komünizm etkilerini okuyucuya hissettirir. Eserlerinde bir başkaldırı, umutsuzluktan doğan direniş olan yazarın Körlük romanı öyle dikkat çeker ki usta oyuncuların başrolünde beyazperdeye de uyarlanır. Her ne kadar kitabı bir başyapıt kabul eden hayranları tarafından film bir takım eleştirilere maruz kalsa da, yazar yarattığı dünyayı beyazperde de görmekten mutlu olduğunu belirtir.

    Körlük’ün ardından bu kez eserin devamı niteliğindeki Görmek adlı roman gelir. Yine adı belirsiz bir ülkede geçen hikâye kısa zamanda Körlük adlı kitap kadar ses getirdi. Yazarın ölmeden önce yayımlanan son kitabı Kabil’de ise yine hedefte kutsal kitaplar yer alıyor. Edebiyatla felsefeyi bütünleştiren Kabil yine yayımlandığı ilk anda edebiyat çevrelerinde farklı fikirlerin ortaya çıkmasına neden oldu.


    Yıllar sonra gelen Nobel Ödülü


    1998 yılı yazara, yazarın edebi kariyeri açısından oldukça önemli bir başarı olan Nobel Ödülü’nü getirdi. Nobel Ödülü’nü kabul ederken yazar sadece onu destekleyenlere ve okuyucularına teşekkür etmekle kalmadı, aynı zamanda yine inandıklarını kürsüde dile getirdi. “Sesimizi yükseltmeliyiz” çağrısında bulunduğu konuşmasında dünyanın daha iyi bir yere dönüşmesinin öncelikli koşulunun vatandaşların haklarını coşkuyla talep etmesi olduğunu belirtiyordu.


    Noktalama işaretlerinden uzak, çarpıcı bir anlatım


    Kaleminin gücünü yarattığı öykülerden alan yazarın en önemli özelliği düz yazılarında noktalama işaretlerinden sadece nokta ve virgülü kullanmasıdır. Kimi hikâyelerinde ağır betimlemeler arasında okuyucunun aklının sınırlarını zorlayan yazar, bazı hikâyelerinde ise oldukça sade bir dil kullanarak eksik parçaları okuyucunun hayal dünyasına bırakmıştır. Yazar aynı zamanda geçmişteki şiir deneyimlerinden de faydalanarak daha şiirsel bir dili de kullanmıştır. Yazarın kitaplarında değişmeyen öncelikli nokta ise muzip ve ironik dilidir.

Arama
E-mail adresinizi giriniz
Adet:
Beden:
Seçtiğiniz ürün sepete eklendi
Mail adresini giriniz
Özelleştir
0000 0000 0000 0000
CVC
Ad Soyad
5xx
5xxxxxxxxx
ZUBİZU Kampanyası kullan
Ürün Detayları
Teslimat ve Kolay İade
Ürün Kodu:
Kitap / Yazar / Yayınevi Ara
Önceki Siparişleriniz
Önceki siparişleriniz için tıklayın
Üyelik Bilgilerim
Üyelik Bilgilerim
Veya
En Az 6 Karakter
Toplam Tutar:
Varsa İndirim Kodunuz:
Sipariş Notu
Kapıda ödeme seçeneği 125 TL altı siparişlerde kullanılabilir. 125 TL üstü siparişler için havale, kredi kartı ya da banka kartı ile ödeme yapılabilir.
Açev Bağış
Ürüne daha önceden puanlama ve yorum yaptınız.
Kitap AyrıntılarıÜrün Ayrıntıları
100 TL üzeri kargo bedava!
FIRSATI YAKALA
Ürünler
Teslimat Bilgileri