Sepetim 99 ÜRÜN

Sepetiniz Henüz Boş!

Toplam Tutar
    Nazım Hikmet’in Az Bilinen Şiirleri
    01.06.2018

    Edebiyatla çok da ilgilenmeyen, şiire meraklı olmayanların bile Nazım Hikmet dendiğinde aklında bir kaç dize dönmeye başlar mutlaka. Memleket sevdasını, toplumsal sorunlarını, aşklarını, özlemlerini yansıttığı şiirlerle sadece kendi hayatının ve hayallerinin değil, hepimizin iç sesi olur sanki şair. Canlı ve akıcı üslubuyla tutkusunu her dizesinde hissettiren şairin ölüm yıl dönümü nedeniyle az bilinen şiirlerine yer vermek istedik.

    Nazım Hikmet üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan M. Melih Güneş şairin daha çok tanınması ve az bilinen yönlerinin ortaya çıkarılması için kitaplar hazırladı, pek çok kitaba destek verdi. Moskova’da yaşadığı sürede şairin karısı Vera Tulyakova Hikmet ve kızı Anna Stepanova ile kurduğu dostluk sayesinde bize aynı zamanda şairin bilmediğimiz bir şiirini de hediye etti. 1961 yılında Rusça yayımlanmış kitapta yer alan şiir:

    Sana fevkalâde mühim

    bir fikir söyliyeyim:

    Yerine göre değişiyor insanın huyu.

    Ben burada dehşetli seviyorum

    Kapımın sürgüsünü açıp

    duvarlarımı yıkan uykuyu.

    Sanki bir dost elinin itişiyle

    -hani o beylik benzetişiyle-

    girer gibi rahat

    ılık bir suya

    bırakıyorum kendimi uykuya.

    Rüyalarım mükemmel:

    Hep dışardayım.

    Kâinat güneşli, kâinat güzel.

    Rüyalarımda daha bir kerre bile hapis olmadım,

    bir kerre bile dağdan

    yuvarlanmadım uçuruma.

    “Uyanışların korkunç oluyor ama”

    diyeceksin.

    Hayır, karıcığım,

    rüyanın payını rüyaya verecek kadar

    cesaretim var.

    Yine M. Melih Güneş’in 1951 yılına ait bir Sovyet gazetesinde rastladığı bir kayıp şiir de şairin sevenleri tarafından heyecanla karşılanmıştı. Henri Martin için yazılan “Henri Martin'in Sesi” adlı şiiri Melih Güneş çevirerek edebiyat severler ile paylaşmıştı.

    Henri Martin'in Sesi

    Sen buradasın Henri Martin

    Türkülerle ve bayraklarla karşıladık seni

    Arkamızda bütün Berlin

    Türkülerimiz gençliğin türküsüydü

    yaşamın türküsü

    barışın türküsü

    alnına çizgi, saçına ak düşmemişlerin türküsü.

    Güvercinler havalandı bayraklarımızın gösterdiği yoldan gökyüzüne.

    Sen önümüzdeydin, yakışıklı ve yürekli,

    Deniz gibiydin, deniz misali güneşin ışıltısında

    Bizse kıyıydık, dağlardık,

    fırtınalı ve güçlü bir rüzgâr gibi haykıran

    sesinle gürleyen bir ormandık.

    Konuştun bizimle.

    Biliriz sesini biz senin.

    Yüzünü bildiğimiz gibi en yakın dostumuzun,

    biliriz sesini Henri Martin.

    Sesin dedi ki bize:

    “Fırsat vermeyin kardeşlerimizi öldürmelerine,

    Çekip çıkarın onları hapisane duvarlarından”

    Biliriz sesini biz senin kardeşim,

    O ses...

    O ses öyle bir şeydi ki...

    ölüm hakimlerinin yüzüne inen bir tokat gibiydi.

    Ve hükümden sonra sevdalın senin

    bir tüy gibi narin,

    başladı ağlamaya.

    Senin erkekçe sesin

    okşadı onu şefkatli bir sitemle

    süngülerin arasından,

    demirden çember örmüş olan süngülerin...

    Dedi ki sesin senin:

    “Tut gözyaşlarını asker karısı

    gösterme düşmana”

    Biliriz sesini biz senin Henri Martin.

    Biz ki doğruya kulak verenlerdeniz

    biz ki hakkımız var sevdalanmaya, çocuklar doğurmaya, yaşlanmaya,

    huzurlu bir ihtiyarlığa,

    yanıbaşımızda oynayan torunlarla...

    Biz ki, ne öldürmek ne öldürülmek isteriz

    Biliriz sesini biz senin Henri Martin, avcumuzun içi gibi.

    Sen buradaydın Henri Martin,

    burada, Berlin’de, herkesin gözü önünde.

    Ağustos’un beşinde bu bin dokuz yüz elli bir yılının.

    Biz siyahı, sarısı, beyazı, yüz dört ülkeden delikanlı ve kız,

    dinmeyen alkışlarla karşıladık seni

    türküler ve yükselen bayraklarla,

    sana çiçekler sunduk.

    Ve iki kat daha fazla sevdik biz Fransa’yı

    anaların nice bahadırlar doğurduğu

    senin gibi...

    Şairin yine ölümünden yıllar sonra günışığına çıkan iki farklı şiiri daha bulunuyor. Üstelik heyecan verici olan yanı bu kez şiirleri şairin kendi sesinden duyuyor olmamız.  Yıllar önce Paris’te Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Nazım Hikmet bir araya gelirler. Şair pek çok şiirini bir çırpıda okuyarak kaydeder. Yasaklı şairin şiirlerini korumak isteyen Eyüboğlu ses kaydını oğlu Mehmet ve gelini Hughette Eyüboğlu’na teslim eder. Kaydın üzerinden 50 yıl geçtikten sonra Hughette Eyüboğlu’nun kayıtları Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’na teslim etmesiyle de biz o iki şiir ile buluşuruz. Nazım Hikmet’in eserlerini yayımlayan Yapı Kredi Yayınları ile Eyüboğlu’nun eserlerini yayımlayan Türkiye İş Bankası Yayınları’nı ortak projede bir araya getiren "Büyük İnsanlık" Kendi Sesinden Şiirler ortaya çıktı. Ses ve şiirin buluşması olarak nitelenen bu eserde karşımıza çıkan ve daha önce hiç duymadığımız iki Nazım Hikmet şiirini de sizlerle paylaşıyoruz.

    Bütün Yolculuk Boyunca Hasret Ayrılmadı Benden

    Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden

    gölgem gibi demiyorum

    çünkü hasret yanımdaydı zifiri karanlıkta da

    Ellerim ayaklarım gibi de değil

    uykudayken yitirirsin elini ayağını

    ben hasreti uykuda da yitirmiyordum

    Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden

    açlıktı, susuzluktu demiyorum

    sıcakta soğuğu, soğukta sıcağı aramak gibi de değil

    giderilmesi imkânsız bir şey

    ne sevinç ne keder

    şehirlerle bulutlarla türkülerle de ilgisiz

    içimdeydi dışımdaydı

    Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden

    zaten elimde ne kaldı bu yolculuktan

    hasretten gayrı

    Bir Ucu Bir Kuyuda Kaybolan Rüzgârlı Bir Şosede

    Bir ucu bir kuyuda kaybolan rüzgârlı bir şosede

    bana doğru yaklaşıyor kavuşma saatımız yalnayak

    yüzü saçlarıyla örtülü kavuşma saatımızın

    bir de ağır yürüyor ki deli olmak işten değil

    Bana doğru yaklaşıyor kavuşma saatımız yalnayak

    ben de telefon direğine bağlıyım kollarımdan

    yüreğim de yorgun mu yorgun duracak nerdeyse

    bir de alnıma bir su damlıyor aynı yere artsız arasız

    Bana doğru yaklaşıyor kavuşma saatımız yalnayak

    ben de seni düşünüyorum da seni düşünüyorum

    ben de seni düşündükçe o da ağırlaştırıyor yürüyüşünü

    bu böyle giderse yıkılabilirim direğin dibine

    o yanıma varmadan.

Arama
E-mail adresinizi giriniz
Adet:
Beden:
Seçtiğiniz ürün sepete eklendi
Mail adresini giriniz
Özelleştir
0000 0000 0000 0000
CVC
Ad Soyad
5xx
5xxxxxxxxx
ZUBİZU Kampanyası kullan
Ürün Detayları
Teslimat ve Kolay İade
Ürün Kodu:
Kitap / Yazar / Yayınevi Ara
Önceki Siparişleriniz
Önceki siparişleriniz için tıklayın
Üyelik Bilgilerim
Üyelik Bilgilerim
Veya
En Az 6 Karakter
Toplam Tutar:
Varsa İndirim Kodunuz:
Sipariş Notu
Kapıda ödeme seçeneği 125 TL altı siparişlerde kullanılabilir. 125 TL üstü siparişler için havale, kredi kartı ya da banka kartı ile ödeme yapılabilir.
Açev Bağış
Ürüne daha önceden puanlama ve yorum yaptınız.
Kitap AyrıntılarıÜrün Ayrıntıları
100 TL üzeri kargo bedava!
FIRSATI YAKALA
Ürünler
Teslimat Bilgileri