Philip K. Dick: 21. yüzyılın en büyük bilim kurgu yazarı
1 hafta önce


Bilim kurgu türüne meraklı olun ya da olmayın; mutlaka adını duyduğunuz, en az bir hikâyesinden uyarlanan bir filmi izlemiş olduğunuz yazarlardan biridir Philip K. Dick. Edebiyat dünyasının öldükten sonra değeri anlaşılan yazarlarından biri olan yazarın kitaplarını okumasınız bile, sıra dışı hayal gücünü mutlaka beyaz perdede keşfetmiş olduğunuzu düşünüyoruz. Pek çok okuyucuyla beraber sinema dünyasının da ölümünün ardından keşfettiği ve eserlerini filmlere uyarlayarak gişe rekorları kırdıkları Philip K. Dick bugün bilim kurgu türünün tartışmasız en yaratıcı yazarlarından biri. Kitapları onlarca dile çevrilen yazarın dünyasını ve aklın sınırlarını zorlayan kitaplarını keşfetmeye ne dersiniz?


Acı dolu bir gerçeklikten yaratılan sahte anılar

1928 yılında Chicago’da doğan yazar doğumundan çok kısa bir süre sonra ikiz kardeşini kaybeder. Bu gerçeği öğrendiğinde dünyaya bakışı değişen yazar bu acı karşısında kendine, ona bambaşka dünyaların kapısını açacak bir dünya yaratır. İçinde hissettiği acıyı gerçek olmayan anılarla azaltmaya çalışan yazar tam da bu çıkış noktasıyla kalemini güçlendirecek silahını bulur; sınırları olmayan bir hayal gücü.

1951 yılında ilk kısa hikâyesini satarak tabiri caizse “yazar” unvanını alan Philip K. Dick, edebi kariyerinin ilk yıllarında farklı türlerde eserlere imza atar. Dergilerde öyküleri yayımlansa da yayınevleri konusunda ne yazık ki o kadar şanslı değildir. Yazdıklarının yayınevlerinden dönmesi neticesinde kendi özgün dilini oluşturmayı başaran yazar, 1954 yılında ilk eserini okuyucuyla buluşturma şansını yakalar; Uzay Piyangosu. Hayranlarının onu andığı isimle PKD'nin bu ilk romanı okuyucuyu gelecekte bir maceraya sürükler. Yazarın kitaplarında sıklıkla karşılaştığımız otorite sorgulamalarından biri olan romanda, dünyayı değiştirmek isteyen genç Ted Benteley ile tanışırız.


Yazarın öne çıkan kitapları

Yaşamı boyunca hep maddi zorluklarla karşı karşıya kalan ve yaşarken hak ettiği ilgiyi göremeyen PKD 1982 yılında vefat ettiğinde, ardında entelektüel yapısını güçlü bir şekilde yansıttığı onlarca roman, makale ve 120’den fazla öykü bıraktı. Gerçeklik, kader, varoluş, sistem, otorite, gelecek, şizofreni, zaman gibi üzerine düşünülmesi gereken derin kavramları eserlerinin odak noktasına koyan yazar ilk büyük başarısını “Yüksek Şatodaki Adam” ile kazandı. Roman, yazara maddi bir kazanç sağlamasa da bilim kurgu dünyasının en önemli ödüllerinden biri olan Hugo Ödülü’nü kazandırdı. İkinci Dünya Savaşı’nı Almanların ve Japonların kazandığı alternatif bir tarih hikâyesini anlatan kitap yakın zamanda televizyon dizisi olarak da karşımıza çıktı.

Yazarın adı anıldığında pek çok okuyucu için akla ilk gelen eseri ise “Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?” olacaktır. 1968 yılında yayımlanan roman “İnsan nedir?” gibi büyük bir soruya odaklanır. Varoluşsal sorunların güçlü bir üslupla işlendiği roman elbette ki sinema dünyasının da ilgisini çekti. Roman 1982 yılında “Bıçak Sırtı” adıyla beyaz perdeye uyarlandı. Yönetmen koltuğunda Ridley Scott’ın oturduğu, deneyimli oyuncu Harrison Ford’u başrolde izlediğimiz film kitabın çok daha geniş kitleler tarafından duyulmasını sağladı. 1998 yılında Locus Poll Ödülleri'nde “1990 yılından önce yayımlanmış en iyi bilim kurgu kitabı” seçilen kitap adını altın harflerle bilim kurgu türünün en üst sıralarına yazdırmış oldu.

Ursula K. Le Guin’in “Dick aslında; gerçeklik ve delilik, zaman ve ölüm, günah ve kurtuluş konularında bizi eğlendiriyor. Kimse farkında değil, ama o bizim yerli Borges’imiz...” sözleriyle anlattığı PKD’nin romanları kadar kendine özgü felsefesini yansıttığı öyküleri de okunmaya değer. “Toplu Öyküler 1 - Bay Uzay Gemisi”  ve “Toplu Öyküler 2: Kader Ajanları” adlarıyla ülkemizde yayımlanan kitaplar yazarı henüz okumamış ve keşfetmek isteyen okuyuculara başlangıç için önerebileceğimiz kitaplar. Yazarın nevi şahsına münhasır üslubunu muazzam şekilde yansıtan öykülerini okuduğunuzda, siz de yazarın “21. yüzyılın en büyük bilim kurgu yazarı” tanımının hakkını verdiğine sonuna kadar katılacaksınız.


Yazarın diğer kitapları

Yazarın ilk öykülerinden biri olmasına rağmen PKD külliyatının yapı taşlarından biri kabul edilen “Sokaktan Gelen Sesler” ve sanrılar, karabasanlar, kaos ve şizofren zihinle dış dünya gerçekliğinin çatışmasını anlatan “Marsta Zaman Kayması”, yazarın gördüğü sanrıları ve felsefi düşüncelerini anlattığı yazılarından oluşan eseri “Tefsir” yazarın zihnine ve içsel dünyasına yolculuk yapmak için okunması gereken kitapların başında geliyor.

Yaşadığı dönemin sorgulayan, düşünen yazarlarından biri olan PKD’nin övgüye değer kitapları saymakla bitmez. “Sizi İnşa Edebiliriz”, “Gökteki Göz”, “Bir Palavracının İtirafları”, “Ölüm Labirenti”, “Şizofreni ve Değişimler Kitabı” listenize alabileceğiniz diğer eserler.

Yazarın tüm eserlerini incelemek için Philip K. Dick'in yazar sayfasına gidebilirsiniz.


Yazarın beyaz perdeye uyarlanan eserleri

Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi; artık aramızda olmasa da PKD sadece edebiyat dünyasının deği, film uyarlamalarıyla sinema dünyasının da en yaratıcı isimlerinden biri olarak anılıyor. 1982 yapımı Bıçak Sırtı’nın devam filmi olan Bıçak Sırtı 2049, 2017 yılında vizyona girdi. İlk filmdeki hikâyenin 30 yıl sonrasında devam eden filmde bu kez Harrison Ford’un yanı sıra popüler oyuncu Ryan Gosling de başrol oyuncusu olarak boy gösteriyordu.

Yazarın “We Can Remember it for You Wholesale” adlı kısa hikâyesinden uyarlanan “Total Recall” ülkemizde “Gerçeğe Çağrı” adıyla gösterilmişti. Başrolünde Arnold Schwarzenegger’in yer aldığı 1990 yapımı filmin 2012 yılında gösterime giren yeniden çevriminde ise bu kez Colin Farrell’ı izleme şansı bulmuştuk.

Yine yazarın kısa hikâyelerinden uyarlanan Kader Ajanları (The Adjustment Bureau), yönetmenliğini Steven Spielberg’in yaptığı Azınlık Raporu (Minority Report) ve Karanlığı Taramak (A Scanner Darkly) yazarın eserlerinden uyarlanan başlıca filmler arasında sayılıyor.


Kitaplara daha yakından bakın: