Sen de mi?
15 Mart
#MeToo hareketi başladığında birçok kadın yaşadıklarını hatırlamak zorunda kaldı. Unutması zaten mümkün olmayan sözlü, sesli ve fiziksel taciz durumları bu hareketten önce, hatta çok önce konuşulmaya başlanması gereken oldukça önemli bir mesele. İşte Sen de mi? de tam olarak bu noktaya parmak basıyor. Gençlere yalnız olmadıklarını, sessiz kalmak, “nazik kadın” rolünü oynamak zorunda olmadıklarını anlatırken yetişkinlere de üç maymunu oynamamaları gerektiğini, “uğraşmamak” için bu meseleyi halının altına süpürmemelerini, aksine gençleri (ve hatta çocukları, belki de en çok onları) dinlemeleri ve buna dur demek için ellerinden geleni yapmalarını söylüyor.

Gerçekten yetmedi mi? Bu “düzen” dedikleri, kadını ikinci cinsiyet olarak tanımlayan, hatta bazı bölgelerde kadına bir eşya kadar bile değer vermeyen sistem nedeniyle çekilen acılar, atılan çığlıklar gerçekten yetmedi mi? Kulaklarımızı tıkayıp, at gözlüklerimizi takıp hiçbir şey olmamışçasına yaşamanın ne kadar kolay olduğunu biliyoruz. Ancak hiçbir değişim kolaylıkla elde edilmiyor. Tacizlere, tecavüzlere, fiziksel ya da psikolojik şiddete bir dur demek için kadın-erkek el ele verip harekete geçmemiz gerekiyor. Cinsel şiddetin ne bir bahanesi var ne de bir cinsiyeti. Cinsel şiddetle susarak savaşamayız. İşte Sen de mi? kitabının alt metni de bu. Daha fazla, “Evet, ben de!” denmemesi için, bir değişim başlatmak için, insanların bir et parçasından başka bir şey değilmiş gibi hissetmemesi için gerekli ne varsa yapmalı, birey olarak elimizi taşın altına koymalıyız.

Kitapta yirmi beş farklı yazar, yirmi beş farklı ses var aslında; ama hepsinin vurguladığı tek şey var: Susmamalı, konuşmalı, konuşamıyorsak bizim yerimize konuşmalarına izin vermeli, dikte edilen “saf, zarif ve melek kadın” karakterini bir kenara koymalı, temel yaşam haklarımızın gasp edilmesine göz yummamalıyız.

Harekete geçmeliyiz. “Evet, ben de…” cümlesini duymamak için.

Hümanur Turan

Kitaba Yakından Bakın: