Sepetim 99 ÜRÜN

Sepetiniz Henüz Boş!

Toplam Tutar
    Şiirden Yola Çıkan Bir Muharrir: Refik Halid Karay
    20.07.2020
    İstanbul’u eserlerinde en berrak anlatan yazarlarımızdan Refik Halid Karay, esasında yazarlığa düz yazı ile başlamadı! Henüz 12 yaşındayken başlayan bu şairlik hevesini, yazar pek de cesur bir özeleştiri ile “Bu sıkıntılı şairlik devrem bereket uzun sürmedi. Hemen nesre atılarak rahat bir nefes aldım!” ifadesiyle özetler.

    Meşrutiyet sıralarında gazeteciliğe başlayan Karay, Fecr-i Ati edebiyat topluluğunun da kurucuları arasında yer almasının yanı sıra hiciv yazılarıyla büyük üne kavuşmuştur. 1910 yılında “Kirpi” mahlasıyla yazdığı taşlamalarıyla siyasal yazılarının bir sonucu olarak İttihat Terakki hükümeti tarafından 1913 ile 1918 yılları arasında Sinop, Çorum, Ankara ve Bilecik’e sürgüne gönderilmiş; bu sürgünlere sebep olan yazıları ise “Kirpinin Dedikleri” isimli kitabında toplanmıştır.

    1. Dünya Savaşı’nın son yılında İstanbul’a dönebilen; bu dönüşe binaen Robert Kolej’de öğretmenlik yapan, Sabah Gazetesi’nde başyazar olan ve Posta-Telgraf Genel Müdürlüğü’nde iki kez vasife üstlenen Refik Halid Karay bütün bu işlerinin arasında Aydede Mizah Dergisi’ni çıkarmayı da başarır. İlk sürgünlüğünün akabinde 18 hikâyeden oluşan “Memleket Hikâyeleri” isimli eseri ilk olarak 1919’da yaıymlanan Karay’ın ilk döneminde Maupassant etkisinin hissedildiği öykülerinin yanı sıra Anadolu’da kendi tarzını uygulayabileceği elverişli bir ortam bulan Karay; bu eseri aracılığıyla ilk kez sürekli, düzenli ve bilinçli aydın topluluklarının edebiyatı arasında yer aldı.

    Türk Hikâyeciliğinin En Sade Hâli


    Refik Halid Karay’ın öyküleri, dilin ustaca kullanımının yanı sıra eşine az rastlanır bir duruluk da sunmaktadır. Sadeliğin bütün görkemiyle yer aldığı bu öyküler, gündelik hayattan izler barındırmalarıyla zaman aşımına uğramayan bir güncelliği içerir.

    “Yaltık Emine” öyküsü; Anadolu halkının kadınlara karşı tutumu ile ahlak normlarını sorgulayan bir öyküdür. Ana ekseninde sürgün edilen, dışlanan kadın karakterin hazin sonunu işleyen Karay; arka planda Anadolu insanının ahlak anlayışını sorgulamaktadır.

    “Şeftali Bahçeleri” öyküsünde, memur olarak gitmek zorunda kaldığı kasabada ilk olarak hayat tarzını yadırgayarak uyum sağlamayı reddeden Agah Bey’in, gitgide bölgeye ve orada yaşayan halka ayak uydurması, dolayısıyla da dönüşümü anlatılır.

    Karay’ın İlk Romanı


    Refik Halid Karay’ın ilk romanı, 1920 yılında “İstanbul’un Bir Yüzü” ismiyle yayımlanır. Bu eserinde Karay yaşadığı şehir ve tanıdık simalarını tasvir ve derinlemesine analiz eder. İkinci Meşrutiyetin öncesi ve sonrasını kıyaslar, bu bakımdan tarihî gerçeklere de yer verir. İki devir ele alınırken değerlerin ve insanların ne ölçüde değiştiği ise İsmet isimli bir kızın hatıra defteri aracılığıyla okura aktarılır.

    Denemeleri, Bir İçim Su!


    Yazarın ilk baskısı Halep’te 1931 yılında, ikinci baskısı ise İstanbul’da 1939 yılında yapılan; Doğruyol Gazetesi’ne yazdığı edebî yazıların derlendiği eseri “Bir İçim Su”, deneme türündeki yazılarını barındırır. Bu eserde derlenmiş yazılarının yazarın sürgünlük hayatından izler taşıdığı, kaybettiği geçmişiyle bağlantı kurmak suretiyle iç sesine kavuşmaya çalıştığı ve ülkesinin aklında kaldığı hatıralarına sarıldığı fazlasıyla belli olmaktadır.

    Gurbeti Bir de Ona Sor!


    İkinci sürgün dönemi 1922’de başlayıp 1938’de biten yazarın önemli öykü kitaplarından “Gurbet Hikâyeleri” de bu dönemde kaleme alınmıştır. Öykülerin sonlarında yer alan tarihler vesilesiyle bu öykülerin 1930 ilâ 1939 yılları arasında yazıldığı anlaşılmaktadır. Şişli, Halep ve Lübnan ekseninde yazılan bu hikâyeler; Osmanlı siyasal coğrafyasından ayrılan Arap halkını, Bedevi kültürünü, haşmetli çölleriyle unutulmaya terk edilen Ortadoğu taşrasını anlatmaktadır. Kitapta yer alan on yedi hikâyenin Sibirya’da geçen birisi hariç hepsi Ortadoğu’nun farklı bölgelerinde geçmektedir.

    Mutfakta Biri mi Var?


    Refik Halid Karay’ın 1938 ve 1965 yılları arasında Tan, Yeni İstanbul, Zafer ve Akşam gibi gazete ve dergilerde yayımlanmış mutfak ve yemek kültürü yazıları da bilinir! Bu yazıların derlendiği “Mutfak Zevkinin Son Günleri” kitabı ise Refik Halid’in bir şikemperver oluşunun da ispatı niteliğindedir. Osmanlı konak ve saray mutfağının yanı sıra İstanbul ve Anadolu mutfaklarına olan tanıklığını, padişahlık ve cumhuriyet dönemini iyi analiz edebildiğini gözler önüne seriyor.

    İstanbul’un eski, nostaljik yollarında ilerlemek için sana eşlik edecek Refik Halid Karay eserini seçmekte zorlanıyor olman çok normal! Çünkü karşında, olabildiğince üretken bir yazar var...

    Ancak bir gerçek var ki, hangi eserini tercih edersen et; ‘doğru’ yolda olacaksın. Çünkü Türkçe kullanımı, öykülerindeki o yaratıcılık ve okuru içine çeken yapısıyla Karay’ın yapıtlarında ‘yanlış’tan eser yok!

    Kidega İçerik Ekibi
    Alper Kaya
Arama
E-mail adresinizi giriniz
Adet:
Beden:
Seçtiğiniz ürün sepete eklendi
Mail adresini giriniz
Özelleştir
0000 0000 0000 0000
CVC
Ad Soyad
5xx
5xxxxxxxxx
ZUBİZU Kampanyası kullan
Ürün Detayları
Teslimat ve Kolay İade
Ürün Kodu:
Kitap / Yazar / Yayınevi Ara
Önceki Siparişleriniz
Önceki siparişleriniz için tıklayın
Üyelik Bilgilerim
Üyelik Bilgilerim
Veya
En Az 6 Karakter
Toplam Tutar:
Varsa İndirim Kodunuz:
Sipariş Notu
Kapıda ödeme seçeneği 125 TL altı siparişlerde kullanılabilir. 125 TL üstü siparişler için havale, kredi kartı ya da banka kartı ile ödeme yapılabilir.
Açev Bağış
Ürüne daha önceden puanlama ve yorum yaptınız.
Kitap AyrıntılarıÜrün Ayrıntıları
100 TL üzeri kargo bedava!
FIRSATI YAKALA
Ürünler
Teslimat Bilgileri