Türk Edebiyatının Adından Söz Ettiren Yeni Dönem Şairleri
20 Şubat
Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever ve daha niceleri... Bu usta şairlerin edebiyatımıza kazandırdıkları eserler hâlâ güncelliğini koruyor, yazmış oldukları satırlarla hâlâ pek çok okuyucunun kalbine dokunuyorlar. Eğer siz de şiir okumayı sevenlerdenseniz bu kez günümüz şairlerini ele alıyoruz. Yeni dizeler keşfetmeye, şiirin dokunaklı dünyasında yeni isimlerle tanışmaya hazırsanız başlayalım... 


Birhan Keskin  


“Madem arkandan ağlamamı bile çok gördün bana 
Al bu taşlar senin olsun... O halde ve bundan böyle 
Bütün davullar vursun, telleri topsun sazların 
boşluğa bağırsınlar, birlikte; 
Kan kusacağız. 
Kan kusacağız. 
Madem dünya bunca zalim 
Madem yakışmıyor kalbimize. 
Bütün davullar gümlesin 
Boşluktan gelen, boşluğu dolduranı 
Boşluğa böğüreni 
Vursunnn. 
Bak! nasıl kan kusuyor külde uyuyan 
Dünya görsün.” 

1963 yılında doğan, 1984 yılında ilk şiirini yayınlayarak edebiyat dünyasına adım atan Birhan Keskin pek çok kuruluşta editör olarak çalıştı, arkadaşlarıyla birlikte Göçebe adlı bir dergi çıkarttı. Özgün diliyle okuyucunun kalbini kazanan Birhan Keskin 2003-2005 yılları arasında yazdığı şiirlerden oluşan “Ba” adlı kitabıyla Gülten Akın’dan sonra Altın Portakal Şiir Ödülü'nü alan ikinci kadın şair oldu. 2011 yılında “Soğuk Kazı” adlı kitabıyla Metin Altıok Şiir Ödülü’nü alan Keskin’in başlıca kitapları arasında “Kim Bağışlayacak Beni” , “Fakir Kene” , “Y’ol” yer alıyor. 


Azad Ziya Eren 


“Dâvûd dedim Dâvûd 
geceyi tesbih eden ispinozdan öğrendim 
sesindeki nar’ın yarılan felsefesinden 
kabuk değil kalb’dir yaradan dökülen 
unutkanlık nar gibi ayrılıyor tanelerinden” 

2000’li yılların öne çıkan şairlerinden Azad Ziya Eren kısa zamanda çok sevilerek şiirleri farklı dillere çevrilen şairlerimizden biri. Şiire meraklı olanların mutlaka adını duyduğunu düşündüğümüz şair için Enis Batur şu cümleleri kuruyor: “Azâd Ziya Eren, edebiyatımıza kalıcı bir göktaşı gibi girdiğinde ilk okurlarından biri oldum. Şiirleriyle benzersiz bir kozmografya kuruşundaki cüreti, düzyazısındaki atak ve susuz yaklaşımı o gün bugün hayranlıkla izliyorum.” 

2009 yılında Metin Altıok Şiir Ödülü’ne layık görülen şairin “Davud’un Kuşları” , “Yitik Baykuş” , “Özenle Unutulmuş Parçalar” , “Ars Requiem - Bırakılma Koridoru” gibi şiir kitaplarının yanı sıra “Sakızköy Günceleri” adlı bir anı kitabı bulunuyor. Kitap; bir ilkokul öğretmeninin Mardin’in köylerinden birinde yaşadıklarını okuyucuya anlatıyor. 


Tozan Alkan 


“Sana şehir gelecek uzaklardan 
esmer bir aşkı yüklenerek gelecek 

Kimsesiz bir ağacın dallarından 
acısını dut gibi dökerek gelecek 

Yıllar sonra buğulu bir sabah vakti 
kapına yaralı bir at gibi gelecek 

Kağıdın kalemin tozlu sunağından 
beyaz kefenini yırtarak gelecek”  

1963 yılında doğan Tozan Alkan “Ve Rüzgar” , “Açık Kapı” , “Şimdi” adlı şiir kitaplarının yanı sıra Charles Baudelaire, Oscar Wilde, Victor Hugo, Emily Dickinson gibi önemli yazar ve şairlerin eserlerini dilimize çevirmesiyle tanınıyor. Çeviri üzerine yazdığı “Çeviri Dedikleri” ve “Çevirdim Dilim Yandı” adlı deneme kitapları da bulunan şair “Sana Şehir Gelecek” adlı kitabıyla Metin Altıok Şiir Ödülü ve Behçet Aysan Şiir Ödülü’ne layık görüldü. 


Gonca Özmen


“Hiç konuşmayanın yanı ölümdür 
Canı sıkılanın yanı ölümdür 
Karnında bir çocuk taşımak ölümdür 
Kavganın öte yakası ölümdür 
Bağlar, bağcıklar, bağırışlar hep ölümdür 
Kendini bir kadında tanımak ölümdür 
Kendini bir adamda tanımak ölümdür 
Kalmaz ki bir top kumaşın biriktiği” 

1982 yılında doğan Gonca Özmen ilk şiir kitabı “Kuytumda” yayımlandığında şair 18 yaşındaydı. İlk kitabıyla dikkat çekmeyi başaran yazar ikinci kitabını 8 yıl çalıştıktan sonra yayımladı. Usta şair Ataol Behramoğlu genç şairi şu sözlerle anlatıyor: “Gonca Özmen’in şiirleri kırık bir aynadan yansıyan görüntüleri anımsatıyor. Ama böylece de bu kırık görüntüler toplamı, düzgün bir aynadaki tek bir bütünsel görüntüden çok şey anlatabiliyor. Gerçek şiir severler Gonca Özmen’in şiirlerinde çoktandır özledikleri yeni, taptaze şiir tatları bulacaklardır.” 

Özmen’in “Bile İsteye” ve “Belki Sessiz” adlı iki şiir kitabı daha bulunuyor. 


Cenk Gündoğdu  


“uzaktan, çok uzaktan arkadaşlarım geliyor yorgun bir hayatla, ben yenilmekten uzun bir keder gibi 
senin yüzünde gezinen ve bir kayayla ağrıya tutunan o çürük ben, öyle uzak öyle ağrılı bir geçmiş için 
bir kahır kesesiyle doğramaya koşuyorum kendimi trenden hızlı rüzgardan eski gidip geliyorum, gidip 
geliyorum... kolsuz bir gömlekle içimdeki çıldırmaya” 

1976 doğumlu Cenk Gündoğdu çeşitli dergilerde yayımlanan şiirlerinden sonra 2001 yılında Üç Nokta dergisini kurdu. Şeref Birsel ile her yıl “Şiir Defteri” yayımlayan Gündoğdu 2013 yılında “Issız” adlı kitabıyla Metin Altıok Şiir Ödülü’nü 2016 yılında “Harap” adlı kitabıyla Dağlarca Şiir Ödülü’nü kazandı. Halen öğretim görevlisi olarak çalışan Gündoğdu’nun bir de sığınmacılar konusunu ele aldığı “Radyonun İçindekiler”  adlı bir oyunu bulunuyor. 


Mehmet Can Doğan  


“Bir gömleğin tene değişi gibi 
Ve yalan insanın insana değişi 
Ne kötü gönlünü aldım da bıraktım 
Böyle sallanır kefesi boşalan terazi” 

1969 yılında doğan, Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümünden mezun olduktan sonra Yeni Türk Edebiyatı alanında yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlayan Mehmet Can Doğan edebi kariyerinde ilerlerken bir yandan da öğretim üyeliğini sürdürüyor. “Attar”, “Şaman” gibi şiir kitapları bulunan Doğan “Camekan”  adlı yedinci şiir kitabıyla 2018 yılında Attilâ İlhan Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Yalın ve mizahi diliyle dikkat çeken Doğan’ın şiir üzerine çalışmalarını okuyucuyla paylaştığı “Şiir Arkeolojisi” , “Şiiraze Şiirin İç Dikişi Üzerine Yazılar” , “Modern Türk Şiiri” gibi kitapları da bulunuyor. Şiire meraklıysanız şair ve eleştirmenin şiir dergilerini inceleyerek Türk şiirinin yüz yıllık macerasını ele aldığı “Türkiye’de Şiir Dergileri Şairler Mezarlığı (1909-2008)” kitabına da göz atmanızı öneririz. Kitap, tür dergiciliği alanında yapılmış ilk çalışma olma özelliğine sahip. 


Selenay Kübra Koçer  


“Yalnızlığın 
Yenik düşmüş kısrak gibi 
Püskürüyor yamaçtan 

Şimdi bana kim gelse, geç 
Ormanı koklarken kalıyorsun hatırımda” 

1994 doğumlu genç şair Selenay Kübra Koçer ilk kitabı “İlk Ayrılık” ile ilk kez okuyucuyu selamladı. 2016 yılında Şiirden Şiir Ödülü’nü, 2017 yılında da Attilâ İlhan İlk Şiir Kitabı Vakıf Ödülü’nü alan Koçer ikinci kitabı “Göç Yolları” ile de yükselişini sürdürüyor. Yeni şairler keşfetmeye meraklıysanız Koçer’in kitaplarına göz atmanızı öneririz. 


Cumali Yılmaz  


“Dedim acele etme 
Dedim zaten birazdan gelir beklenen ölüler 
Bir türlü gidememenin kırmızısından 
Ve şuradan ve buradan gelirler, çoğalırız 
Bir ayna kendini bir kadında süresiz parçalar
Etrafa saçılır dudaklardan 
Nereye açıldığı bilinmeyen kapılar, çoğalırız” 

Gökyüzüne Fırlatılan Pencere” adlı şiir kitabıyla IV. Turgut Uyar Şiir Ödülleri Birincisi olarak adını edebiyat dünyasına duyuran Cumali Yılmaz sohbet kıvamındaki şiirleriyle dikkat çekiyor. Şairin “Çok Gölgeli Bedenler” adlı bir şiir kitabı daha bulunuyor. 


İbrahim Tenekeci  


“Canımı yakıyor dünyanın güzelliği 
Yetmiyor ömür, o büyük şiire. 
Rabbim, ne olursun 
Sözümü kesme.” 

1970 yılında dyoğan, eğitimini yarıda bırakarak edebiyata yönelen İbrahim Tenekeci köşe yazarlığı, editörlük görevlerini sürdürürken 2008 yılında “Ağır Misafir” adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın şairi seçilerek adını daha geniş bir çevreye duyurdu. Aynı yıl yılın yazarı ödülüne de layık görülen şairin “Güzellik Uykusu” , “Kimsenin Kalbi” , “Üç Köpük” gibi pek çok şiir kitabı bulunuyor. 


Ömer Erdem  


“bugün benim sana bakış günüm 
bir gençlik resminden bakacağım sana 
güneşin altında duracağım gün boyu 
ateşin elma sesinden bakacağım sana 
sol elinle sağ kolunu tutmuşsun 
bir keten kuşu gözlerin 
bugün benim sana uçuş günüm 
ölümü yok eden nazarla bakacağım sana 
sen uçmazsın sen gizli değilsin 
bulutlar çağırdı bulutlar bugün 
yağmur inecekmiş çıplak omuzlara 
her bir yağmur damlasından bakacağım sana 
kapalı bir pencere var belki arada 
kapalı bir ağız var belki konuşmalarda 
isterse ömür bitsin 
karanlığın en köründen bakacağım sana” 

1967 doğumlu, edebiyat fakültesi mezunu Ömer Erdem Yeni Türk Edebiyatı alanında yüksek lisans yaptı. Yalın diliyle okuyucunun duygularına hitap etmeyi başaran Erdem oldukça üretken şairlerden biri. Şairin bugüne kadar yayımlanan başlıca eserleri arasında “Azap” , “Kireç” , “Yarım Ağaçlar” , “Evvel” , “Pas” , “Mesafesi Kadar İnleyen Rüzgâr” bulunuyor. 


Hakan Şarkdemir  


“Deli değil biliyorum 
Ama aklını almış belgeseller 
Bir savaş oyunu uydurmuş kendine 
Yazı tahtasında çarpılar 
çarpılar 
çarpılar 
Cebinde tekinsiz yerlerin haritaları, 
hiçkimsenin 
Bilmediği denizlere açıyor kapılarını 
Karakollar basıyorlar uykularında” 

1971 doğumlu Hakan Şarkdemir Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun olduktan sonra ilk şiirini 1994 yılında yayımladı. Dergilere editör, illüstratör olarak katkıda bulunan Şarkdemir okuyucu ilk olarak “Batık Değirmenler” adlı kitabıyla selamladı. İlk kitabını “Tadat” adlı kitap izledi. Şiirleri ve eleştiri yazılarıyla günümüz şiirinin önemli isimlerinden birine dönüşen Şarkdemir’in diğer kitapları arasında “Fiten” , “Yerçekimi Bilgisi” , “Kul Hakkı Kulak Arkası” yer alıyor.

Eğer siz de şiir türüne meraklıysanız o zaman şiir kategorisine göz atmanızı öneririz. Türk ve Dünya edebiyatının önde gelen şairlerinin ölümsüz eserleri Kidega’da sizi bekliyor.


Kitaplara daha yakından bakın: