Yeraltı Edebiyatının “En”leriyle tanışın!
1 hafta önce


“Hayatı seçin. İş bulun. İşinizde ilerleyin. Aile kurun. Büyük ekran bir televizyon alın. Çamaşır makinesi, araba, cd player, elektrikli konserve açacağı alın. Sağlığınıza dikkat edin. Kolesterolünüzü düşük tutun ve kendinize diş sigortası yaptırın. İpotekle ev alın. İyi bir ev için çalışın. Arkadaşlarınızı seçin. Hobileriniz için ayrı giysiler ve uyumlu çanta kullanın. Doğru dürüst bir çatısı olan, üç odalı pahalı bir daire kiralayın. AVM’ye gidin ve Pazar sabahı orada ne işiniz olduğunu düşünün. Kanepenizde oturun, televizyonun beyninizi yıkamasına izin verin, ruhunuzu o salak yarışmalara satın ve bir şeyler tıkının. Tüm bunları yaptıktan sonra intihar edin. Sırf neslinizi devam ettirebilmek için... Ürettiğiniz o sersem bebelerin ortalığa işemesini izleyin. Geleceğinizi seçin. Hayatı seçin. Ama neden böyle bir şey yapayım ki? Ben hayatı seçmemeyi seçtim. Ben başka bir şey seçtim. Neden mi? Hiçbir nedeni yok.”

(Irvine Welsh, Trainspotting)

Bir anda karşınıza çıkıp tüm sorunları ortadan kaldıran süper kahramanları, kalbinizi sıcacık duygularla dolduran aşkları, umutlu cümleleri ve sonu mutlu biten hikâyeleri unutun. Çünkü bu kez karşınızda tüm gerçekliği, çıplaklığı ve acımasızlığıyla gerçek hayatlar ve kahramanlar var. Üstelik tüm şiddeti ve okurken soluğunuzu kesecek en karanlık yüzleriyle... Yeraltının karanlık ve aykırı dünyasında hiç de “normal” olmayan karakterlerle tanışmaya hazır mısınız?

Yeraltı Edebiyatı Nedir?

Yeraltı edebiyatı en genel ve basit tanımıyla kurulu düzene karşı çıkan, sistemi sorgulayan, şiddet, cinsellik gibi tabu olarak nitelendirilebilecek konuların en açık haliyle okuyucuya sunulduğu eserlerdir. Kitaplar, “normal” olarak nitelendireceğimiz yaşamlar yerine aykırılıkları olan insanların hayatlarına ve psikolojilerine odaklanır. Konuşmaya ve hatta belki de düşünmeye çekindiğimiz konuların açıkça ele alındığı kitaplar aynı zamanda kurulu düzene bir isyan niteliği taşır.

Kariyer yapma telaşıyla her sabah kalkıp işe giden, toplumun kabul ettiği ölçülerde hayatlar yaşayıp hem çevresiyle hem de dünyayla öyle ilişkiler kuran karakterler yoktır bu dünyada. Hep daha fazlasını isteyen, hayattan beklentisi bambaşka olan, yaşamın başka yüzlerini tanımış, kaybetmiş veya dibe vurmuş kişiler çıkar karşımıza... Bu kitaplar uyuşturucu veya alkol bağımlılarının, seks işçilerinin, evsizlerin, aylakların ve bunlar gibi toplumun ahlaki değerlerinin altında sıkışıp kalmış insanların dünyasını anlatır bize. Hiç gezmediğimiz korkunç sokaklarda onlarla gezer, onlardan belki de hiç bilmediğimiz küfürleri duyar, o aykırı ruhların psikolojik sınırlarını keşfe çıkarız.

İngilizcede “Underground Literature” olarak anılan bu türe hangi eserlerin dahil edilebileceği konusu tartışmalı olsa da pek çok görüş türün sadece eser ve yazar kıstaslarıyla değerlendirilemeyeceği yönünde. Ülkemizde bir kategori gibi değerlendiriliyor olsa da dünyaya baktığımızda bunun bir edebiyat türü olmadığı, bu yasaklı kitapların yayımlanma tekniğini açıklayan bir ifade olduğu en yaygın görüş.

Yeraltı Edebiyatının İlk Önemli Temsilcisi

Konuyla ilgili yapılan araştırmalar yeraltı edebiyatının çıkış noktasının gotik edebiyat olduğunu gösteriyor. Erotik hatta pornografik kabul edilecek eserleriyle dikkat çeken Marquis de Sade de aykırı olarak tanımlanan bu edebiyatın temsilcilerinden biri olarak öne çıkıyor. Yazarın “Büyük fikirler yüzünden ahlakı bozulacak kişiye yazıklar olsun! Felsefi düşünceler içinden yalnızca kötü olanları çekip almayı bilen, ahlakı her şeyle bozulan bu kişilere yazıklar olsun! Bunların ahlakının Seneca ya da Charron okuyarak bozulmadığını kim ileri sürebilir? Ben asla onlara hitap etmiyorum!” sözleri de özgür düşünceye olan tutkusunu ve arayışını gösterecek nitelikte. Yazarın tabuların hepsini yıkmayı amaçladığı kitabı Yatak Odasında Felsefe ve Aşkın Suçları adlı eserlerine özellikle göz atmanızı öneririz. 

Yeraltı Edebiyatının En Ünlü Yazarları ve Eserleri

Türe meraklı olun veya olmayın yeraltı edebiyatı dendiğinde aklınıza gelen ilk isimlerden biri hiç şüphesiz Amerikalı yazar-şair Charles Bukowski olacaktır. Yazar, genel olarak alkolizmin eşiğindeki kahramanlarıyla dikkat çekerken çok okunan, tartışılan kitaplarından biri olan Kadınlar’da  kadınlarla ilişkilerini ve cinsel hayatını açıkça anlatır. Yazarı meşhur eden, kültleşen öykülerinden oluşan Pis Moruğun Notları da okunmaya eserlerinden biridir.

Ingvar Ambjörnsen  imzalı Beyaz Zenciler birbirinden coşkulu düzen karşıtı karakterleriyle bize pek bilmediğimiz bir dünyanın kapılarını aralar. Beat Kuşağı akımının kurucusu olan Jack Kerouac ise Zen Kaçıkları adlı eserinde zihnin sır perdesini aralıyor. Türün kutsal kitaplarından biri kabul edilen Zen Kaçıkları’nı okurken siz de kaçak olarak trenlerle seyahat edilen bir maceranın ortasında kendinizi bulacak ve aydınlanacaksınız. Britanyalı yazar Tristan Hawkins’in ilk romanı İsis de cesur anlatımı ve tempolu mizahıyla hayattan "başarılı" olarak intikam almaya azmetmiş genç bir reklam yazarının bu uğurda kendine karşı verdiği ölümcül savaşı anlatıyor.

Tabu konuları ele alan kitapları ve çarpıcı üslubunun yanı sıra Dövüş Kulübü ile Hollywood’un da ilgisini çekmeyi başaran Chuck Palahniuk ise hiç şüphesiz türün en bilinen isimlerinden. Kitaplarını okumayanların bile şimdiden kült film olarak adlandırılan Dövüş Kulübü ile tanıdıkları yazarın Tıkanma adlı kitabı da türün en çarpıcı örneklerinden biri. Romanın ilk cümleleri de kitapta Amerikan rüyasının arkasındaki karanlık yüzünün sizi beklediğini anlatır nitelikte: “Eğer bu kitabı okumaya niyetliyseniz vazgeçin. Kendinizi kurtarın. Televizyonda mutlaka daha iyi bir şeyler vardır. Burada anlattığım şeyler önce sizi kızdıracak. Sonra her şey daha da kötü olacak”.

Dibe vurmaktan çekinmeyenlerin öyküsü olarak tanımlanan ve beyaz perdeye de uyarlanan Trainspotting için türün en sıkı örneklerinden biri desek abartmış olmayız. Bugüne kadar bize öğretilen hayatı ve yaşamın gerçekliğini sorgulayan Irvine Welsh Trainspotting ile okuyucuyu hazmetmesi zor bir hikâyeye sürüklüyor.

Rus edebiyatının dünyaca tanınmış yazarı Dostoyevski’nin imzasını taşıyan ve yirminci yüzyıl edebiyat ve felsefe tarihinin en sarsıcı eserlerinden biri olan Yeraltından Notlar da türün okunmaya değer kitaplarından biri olarak öne çıkıyor.

Türkiye’de Yeraltı Edebiyatı

Dünyada pek çok yazar ve örnek olmasına rağmen ülkemizde yeraltı edebiyatına dahil edilebilecek yazar ve eserler oldukça kısıtlı ne yazık ki. Her ne kadar Türk Edebiyatı pek çok duygunun tasviri açısından oldukça zengin olsa da kavramları ele alış ve dil açısından yeraltı edebiyatına dahil edilebilecek eserler sayıca fazla değil. Bunlardan ilk akla gelen sadece edebiyatın değil, beyaz perdenin de en sevdiği suç ve dram romanlarından biri olan Ağır Roman. 2013 yılında intihar ederek yaşamına son veren Metin Kaçan Ağır Roman Kolera Sokağı’nın tekinsiz hikâyesini anlatır. Türün ülkemizdeki önemli temsilcilerinden bir diğeri de Domingo Garcia’dan Geriye Kalan Öykü ve Butterfly’ın İntihar Seferi adlı kitaplarıyla tanıdığımız Cumhur Orancı’dır. 

Yeraltı edebiyatının ülkemizdeki en popüler ve en çok okunan ismi ise hiç şüphesiz Dünyanın en prestijli edebiyat ödüllerinden biri olan Mecidis En İyi Yabancı Roman ödülüne de sahip olan Hakan Günday. Yazarın henüz 24 yaşındayken yazdığı Kinyas ve Kayra yeraltı edebiyatının ülkemizdeki en iyi örneklerinden biri kabul ediliyor. “Kinyas ile Kayra”, uyuşturucu satıp adam öldürerek modern hayatın kendisine sunduklarını reddeden iki yakın arkadaşın hikâyesini anlatan bir anti kahraman kitabı. Yine yazarın başta şiddeti konu aldığı “Az”  olmak üzere diğer eserleri de karanlık yanlarıyla türün özelliklerini taşıyor.


Kitaplara daha yakından bakın: