Sepetim 99 ÜRÜN

Sepetiniz Henüz Boş!

Toplam Tutar

Kitap AçıklamasıÜrün Açıklaması

Set içindekiler;

1- Mesnevi'den Seçmeler

2- Gülistan

3- Çağlayanlar

4- Nutuk

5- Ömer Seyfettin ve Hikayelerinden Seçmeler

6- Ölü Canlar

7- Seyahatname'den Seçmeler

8- Bize Göre

9- Akdeniz

10- Gora

11- Beyaz Diş

12- Kutadgu Bilig'den Seçmeler

13- Sokrates'in Savunması

14- Robinson Crusoe

15- Kerem ile Aslı

16- Kelile ve Dimne

17- Şehir Mektupları

18- Don Kişot

19- Dede Korkut Destanları

20- Sergüzeşt

21- Sefiller

22- Yunus Emre ve Divanı'ndan Seçmeler

23- Faust

41,67 
%25
31,25 
Ön Sipariş Ürünü
Satışa Çıkma Tarihi:
Tedarik Süresi: 3-5 İş GünüSatışta Değil
TÜKENDİ
100 TL üzeri kargo bedava! Kargo Bedava
  • Barkod : 3990000032160
  • Kapak : Ciltsiz
  • Kağıt Cinsi : 2. Hamur
  • Boyut : Normal
  • Sayfa Sayısı : 5799
  • Ebat : 13.50x21.00 cm
  • Ağırlık : 5397 g
Mevlana Celaleddin RumiMevlana Celaleddin Rumi

Mevlana Celaleddin Rumi 30 Eylül 1207 yılında Horasan’ın Belh bölgesindeki Vahş kasabasında dünyaya gelmiştir. Babası Sulta-ül Ulema unvanını almıştır.

Mevla-na Efendi-miz anlamına gelmektedir. Şeyh Sadreddin Konevi sohbet sırasında Mevlana diye hitap eder ve bu unvanla anılmaya başlar.

Hükümdar Alâeddin Keykubad Mevlana’nın babasını o zamanlar başkent olan Konya’ya çağırır. Hükümdarın davetini kabul eder ve ailesi ile birlikte Konya’ya yerleşir. Aileye ikamet etmeleri için İplikçi Medresesini tahsis ederler.

Mevlana’nın babası Bahaeddin Veled vefat eder. Bunun üzerine tek varis olan Mevlana’nın etrafında toplanır müritler.

Din eğitimi ve ilim yönünden zengin olan Mevlana medresede vaazlar vermeye başlar. Takvimler 1244 yılını gösterdiğinde Konya’ya Şems-i Tebrizi isimli biri geldi. İplikçi medresesine gitti ve Mevlana’ya bazı sorularsordu.

Aradığını bulmuştu bunun üzerine Şems ve Mevlana bir rivayete göre 40 gün bir rivayete göre 6 ay bir odaya çekildiler.

Mevlanın hayatında değişiklikler olmuştu kendini Şems’in sohbetine veriyor Hakk’ı anlamak için birbirilerine ayna tutuyorlardı.

Bu davranışlarına halk tepki göstermeye başladı müridleri ile ilgilenmiyor vaazlar vermiyordu. Akıl almaz dedikodular baş göstermeye başlayınca Şems ortadan kayboldu.

Bu duruma çok üzülen Mevlana gazeller yazıp söylüyor ayrılık acısını anlatıyordu. Şems’in Şam’da olduğu öğrendiler ve oğlu Sultan Veled onu getirdi. Bu kavuşma uzun sürmedi yine dedikodular başlayınca Şems bir daha dönmemek üzere kayboldu.

Mevlana dostunun gidişinden sonra acılar çekmeye başladı. Sema ediyor, ağlayışları herkesi üzüyordu. Mutlak kemalin hakka varmanın ışığını onda görmüştü Mevlana.

Şems’in yokluğu ile inzivaya çekildi ve 17 Aralık 1273 yılında Yaşamını kaybetti.

Mevlana Celaleddin Rumi Edebi Yaşamı

Mevlana Celaleddin Rumi eserlerinin gerçek dili Farsçadır. En bilinen eseri mesnevi’dir. Mesnevi divan şiirinde bir nazım türüdür. Söylentilere göre Mesnevi beyitlerini sema ederken her hal içinde söylediği sözler Hüsamettin Çelebi’nin ise devamlı yazdığıdır.

Mevlana’nın Birlik Dükkânı isimli eseri erenlerin kıssaları, Allah ve peygamber aşkı gibi birçok konudan bahsedilmiştir. Mevlana’nın eserleri hemen hemen her dile çevrilmiştir. 

Ömer SeyfettinÖmer Seyfettin

Ömer Seyfettin Türk edebiyatının önemli hikaye yazarlarından biridir. 1884 yılında Balıkesir’de doğmuştur. Milli Edebiyat’ın kurucuları arasındadır. Balkan Savaşları’nda Sırp ve Yunan cephelerinde düşmana karşı savaşmıştır. Bir müddet sonra askerliği bırakmıştır. Tamamen edebiyata yönelmiştir. Türk kısa hikayeciliğinin kurucusudur.

Ömer Seyfettin Edebi Kişiliği 

Ömer Seyfettin Türkçülük akımının en önemli savunucularından biridir. Milli Edebiyat Dönemi’nin dil anlayışı olan Yeni Lisan görüşünün sahibidir. Ayrıca bu adı taşıyan makaleyi yazmıştır. 

Ömer Seyfettin Yeni Lisan makalesinde dil ve edebiyat ile ilgili görüşlerini açıklamıştır. Bu görüşleri Milli Edebiyat döneminin başlangıç bildirisidir.

Hem sanatsal hem de öğretici metinler yazmıştır. Sade bir dil kullanmayı tercih etmiştir. Hatta sade konuşma dilinin katı savunucularından biridir.

Ömer Seyfettin batının edebiyat ve kültürüyle de ilgilenmiştir ancak Batıya tamamen yönelmemiştir. Onu önceki sanatçılardan ayıran özelliklerden biri kendi öz benliğini bırakmamasıdır. Eserlerini çocukluk anılarından ve askerlik hayatında yaşadıklarından yola çıkarak oluşturmuştur.

Küçük hikayeyi tamamen bağımsız hale getirmiştir. Ömer Seyfettin Türk edebiyatında hikayeciliği meslek haline getirmiştir. Bu sayede edebiyatımızda hikayeciliğin gelişmesinde en büyük katkılardan birini sağlamıştır. Hikayelerinin toplamı 140 adeti bulur. Hikayelerinin en önemli özelliklerinden biri de beklenmedik bir şekilde sonuçlanmasıdır.

Ömer Seyfettin’in hikayeleri Genç Kalemler ve Türk Yurdu dergilerinde yayımlanmıştır. Sanatçı eserlerinde serim, düğüm ve çözüm bölümlerine önem vermiştir. Bu nedenle Maupassant hikayeciliğinin edebiyatımızdaki en önemli temsilcisidir.

Toplumun aksayan yönlerini mizahi bir dille eleştirmiştir. Batı hayranlığı duyan ve yozlaşmış züppe tipleri eleştirmiştir.

Ömer Seyfettin eserleri halk geleneklerine ve tarihsel olaylara dayanır. Türk insanının duygu ve düşüncelerini işler. Hikaye türü dışında roman da yazmıştır. 

Ömer Seyfettin'in en ünlü romanı Efruz Bey’de batı kültürünü yanlış değerlendiren insanların hikayesi anlatılmıştır. Her döneme ayak uyduran ve aydın geçinen insanların durumlarını okuyucuya yansıtmıştır. 

Ömer Seyfettin ve Hayatı adlı kitabı en yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem yazmıştır. Bu kitapta yazar Ömer Seyfettin’in hayatını ve mizacını anlatmıştır. Ayrıca içinde en kuvvetli hikayeleri de mevcuttur. Bu eser 1935 yılında yayımlanmıştır. 

Bundan kısa bir süre sonra da bütün hikayeleri kitap serisi halinde basılmıştır. Ömer Seyfettin realizm akımından etkilenmiştir. Eserlerinde gözleme yer vermiştir.

Ömer Seyfettin Ne Zaman Ölmüştür?

Milli Edebiyat’ın kurucuları arasında olan Ömer Seyfettin 6 Mart 1920 tarihinde İstanbul’da vefat etmiştir. Zincirlikuyu Mezarlığı’nda yatmaktadır.

Mustafa Kemal AtatürkMustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selanik ‘de 3 katlı pembe bir evde dünyaya geldi.

Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde hanımdır. Baba tarafından Dedesi Hafız Ahmet Efendi Kocacık Yörüklerinden, anne tarafı ise Langaza kasabasına yerleşen Türk ailesindendir. Subay, evkaf katibi ve kereste tüccarı olan Ali Rıza Efendi 1871 yılında Zübeyde Hanım ile evlenmiş bu evlilikten olan çocukları küçük yaşlarda ölmüş sadece Mustafa Kemal Atatürk ve Makbule Hanım yaşamıştır.

Mustafa Kemal Atatürk öğrenim çağına gelince Mahalle Mektebinde öğrenimine başladı. Babasının isteği ile sonra Şemsi Efendi Mektebine geçti. 

1888 yılında babasını kaybedince Rapla Çiftliğinde dayısının yanına yerleşti ve Selanik’e dönerek okulunu bitirdi. Selanik Mülkiye Rüştiyesine kaydoldu. 1893 yılında çocukluk hayali olan Askeri Rüştiyesine girdi.

Okulunda çok sevdiği Matematik öğretmeni olan Mustafa Bey ismine Kemal’i ilave etti. Manastır Askeri İdadisini bitirdikten sonra İstanbul’da Harp Okulunda öğrenimine başladı. 1902 senesinde teğmen rütbesi ile mezun oldu ve Harp Akademisine devam etti. 1905 yılında ise Yüzbaşı rütbesi ile akademiyi bitirdi.

Mustafa Kemal Atatürk 1907 yılına kadar Şam 5. Ordu emrinde görev yaptı. Manastıra III. Orduya atandı.

19 Nisan 1909 yılında ise İstanbul’a giren Hareket Ordusunda Kurmay Başkanı olarak görev yaptı. Fransa’ya gönderildi. 1911 yılında ise İstanbul Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmalara başladı.

İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta Tobruk ve Derne bölgesinde görev yaptı büyük komutan. İtalyanlara karşı girilen bu savaş galibiyet ile sonuçlandı. Savaştan sonra Derne Komutanlığına getirildi.

Balkan Savaşları başladığında ise Mustafa Kemal ve arkadaşları Gelibolu ve Bolayır birlikleri ile savaşa katıldı. Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevi sırasında Yarbaylığa yükseldi. I. Dünya savaşı başladı Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kaldı. 

Mustafa Kemal Atatürk 19. Tümeni kurmak için Tekirdağ’da görevlendirildi. 1914 yılında başlayan I. Dünya savaşında Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Çanakkale’de bir kahramanlık destanı yazdı. İtilaf Devletlerine “Çanakkale Geçilmez” dedirtti. 18 Mart 1915 yılında Çanakkale boğazını geçmek isteyen İngiliz ve Fransız Donanması oldukça ağır bir kayıp verdi ve Gelibolu adasına asker çıkarmaya başladı. Arıburnu’na çıkan düşman askerlerini Mustafa Kemal Atatürk’ün komutasındaki 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurdu.

Bu büyük zaferden sonra Albaylık rütbesini aldı. İngilizlerin Arıburnu’na tekrar taarruza geçmesi ile birlikte Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal, 10 Ağustos’ta Anafartalar Zaferini kazandı.

Çanakkale Savaşlarında 253.000 şehit veren bir ulus olarak bu şanlı zaferleri yaşatan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına sonsuz minnet duymaktayız.

Mustafa Kemal Atatürk‘ün “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum” emri ise cephenin kaderini değiştirmiştir.

Osmanlı Devletinin imzaladığı Mondros Ateşkes Antlaşmasına karşı çıktı. Bu antlaşma ulusun bağımsızlığını zedeliyordu. Halk antlaşmanın uygulanmaması için örgütlenmişti. Bu milleti bir araya getirmek için 19 Mayıs 1919 yılında Samsuna çıktı. Daha sonra Amasya görüşmelerine katıldı. Samsun ve Amasya’da aldığı kararlar halkın bilinçlenmesine yaramıştı.

23 Nisan 1920 yılında TBMM’nin açılmasını sağladı. Bu şekilde hâkimiyet kayıtsız şartsız olarak artık milletin olacaktı.Meclis başkanlığı görevinde düzenli ordunun kurulmasını sağladı. Sakarya’da başkomutanlık yaptı. Bu savaş milletin desteği ile zaferle sonuçlandı. Tüm dünyanın kandığı Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye bağımsızlığını dünyaya kanıtlamış oldu.

Mustafa Kemal Atatürk’ün bu kadar büyük bir düşünür ve mükemmel bir devlet adamı olmasının en büyük unsurlarından biri olan okumaya olan düşkünlüğü olduğu bilinmektedir.

Gazi Mustafa kemal Atatürk’ün okuduğu kitaplarında sadece altını çizdiği bölümler 12 bin sayfa gibi büyük bir sayfaya ulaştığı Ulu Önderin, okumak ve eğitime ne kadar özenle yaklaştığını anlıyoruz.

Atatürk’ün en büyük eserlerinden olan Söylev (Nutuk) eserini okuyan herkes Önderin ne denli büyük bir yazar ve edebiyatçı olduğunu zaten bilmektedir. Bunun yanı sıra yazdığı Geometri kitabıyla Türkçeye onlarca yeni matematik terimi kazandırmıştır.

Atatürk Fransızca ve Almanca dillerine hâkim olduğu için mesleği ile ilgili bu dillerden çeviriler yapmıştır.

Okuduğu eserler arasında askerlik mesleği ilk sırada olmak kaydı ile edebiyat, tarih, sosyoloji ve hukuk kitapları da gelmektedir. Yanında her zaman okumak için kitap bulunduran Atatürk gerektiği durumlarda çeşitli yerlerden kitaplar getirmiştir.

Kaleme aldığı en büyük eseri olan Nutuk bugün her Türk vatandaşının okuması gereken eserler arasında yer almaktadır. Çeviri yaptığı eserlerden ziyade Anafartalar ve doğu cephesi anılarını tuttuğu günlük de bulunmaktadır.

Miguel de CervantesMiguel de Cervantes

Miguel de Cervantes Saavedra, 29 Eylül 1547 yılında Alcala De Henares, İspanya'da dünyaya gelmiştir. Don Kişot'un yaratıcısı olan yazar, edebiyat hayatında denemeleri ve tiyatro eserleri ile kısa sürede tanınmıştır.

Aynı zamanda İspanyol  edebiyatında roman geleneğinin başlatıcısı olarak da kabul edilmektedir. 15 Eylül 1569 yılında Madrid'de bir yaralama iddiası ile Miguel de Cervantes isimli biri hakkında tutuklama kararı çıkmıştır.

Bu kararda verilen cezaya göre sol eli kesilecek on yıl sürgün edilecektir. Eğer bir ad benzerliği söz konusu değilse bu olan yazarın İtalya'ya gidiş nedeni olabilir. Miguel de Cervantes Saavedra Roma'daki İspanyol birliğine katılmıştır.

1571 yılında Osmanlı donanması ile İnebahtı (Lepanto) Körfezinde yapılan İnebahtı Deniz Savaşına katılan yazar iki defa göğsünden yaralanmıştır.

1575-1580 yılları arasında Cezayir'de esir olarak yaşayan Miguel de Cervantes Saavedra, Osmanlı esaretinde bulunduğu süre zarfında dört defa kaçmaya yeltendiği söylenmektedir.

Miguel de Cervantes Saavedra, yaşamının sonlarına doğru ünlü eseri olan Don Quijote (Don Kişot)'u hapishanede kaleme almış ve eser sayesinde tüm dünyaya kendini tanıtmıştır. Eserde yazar kendi hayatı ile alay etmiş ve kahramanla aralarında birçok benzerlik olduğu görülmüştür.

Miguel de Cervantes Saavedra'in eseri Don Kişot dünyanın en çok okunan eserlerinden biri olmuştur. Yaklaşık 38 dile çevrilen eser halen dünyanın en bilinen romanları arasında yer almaktadır.

Evliya ÇelebiEvliya Çelebi

1611 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Evliya Çelebi iyi bir eğitim almıştır. Medresede 7 yıl eğitim aldıktan sonra Enderun mektebinde devam etmiştir. 

Kısa sürede Kuran-ı Kerim’i ezberleyerek hafız olmuştur. 25 yaşındayken camide okuduğu kuran ile 4. Murat’ın ilgisini çekmiş saraya alınmıştır.

Evliya Çelebi devrin ileri gelenleri ile yolculuklara çıkmış buralarda görüp öğrendiklerini eserlerine yansıtmıştır. 

Evliya Çelebi’nin en büyük merakı yeni yerler gezme isteğiydi. Bu merakı ve özelliği sayesinde eşsiz eserler yazmıştır. 1635 yılında gezmeye başlayan Çelebi karış karış gezmiş ve notlar almıştır. Savaş zamanları ulaklık yaparak hafızlık ve musiki ile ilgilenmiştir.

Aslen Kütahyalı olan Evliya Çelebi İstanbul Kütahya arasında çok fazla seyahat etmiştir. Evliya Çelebi birçok şiir yazmış olmasına rağmen bunlar toplanıp bir eser haline getirilmemiştir. Bilinen en önemli eseri Seyahatname’dir.

17.yy’da kaleme alınan bu eseri 10. ciltlik bir ansiklopedi gibidir. Bu eserinde abartılı anlatım dili ve fantastik öğeler kullanarak okuyucunun dikkatini çekmeyi arzulamıştır.

Seyahatnamede tarih ve coğrafya detaylarına çok sık yer vermiştir. Zamana ışık tutması nedeni ile oldukça önemli bir yere sahiptir.

Seyahatname halkın konuşma dilinde ve akıcı bir üslupla kaleme alınmıştır. Bu eser hem gezilen yerler hakkında bilgi vermek hem de eğlenmek amacı ile yazılmıştır.

Gezdiği her yerin yemek kültürüne dair bilgileri bu eserinde anlatan Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinin ciltleri dünyanın birçok yerine dağılmıştır. Evliya Çelebinin Seyahatnamesi UNESCO dünya belleği listesindedir.

Nikolay Vasilyeviç GogolNikolay Vasilyeviç Gogol

Nikolay Vasilyeviç Gogol 1809 yılında Ukrayna’da doğmuştur. Gogol devlet memuru olmak için Petersburg’a gitmiş ve bir devlet dairesinde işe başlamıştır. İlk şiirini yazmış belirli mecralarda yayımlatmıştır.

Bu saatten sonra edebiyat dünyasında ismi sıklıkla anılır bir üne kavuşmuştur. Bu dönemlerde farklı işlerle uğraşmış ve Petersburg Üniversitesinde Doçentlik yapmıştır.

1835 yılında memurluk hayatını bırakarak kendini tamamıyla yazarlığa vermiştir. Yazdığı Gogol Müfettiş isimli oyunu ile Rus bürokrasini ti’ye almış ve bu kesimin sinirlenmesine ve kötü tepkiler göstermesine neden olmuştur. Bu süreçte Gogol büyük bir üzüntü içine girmiş ve ülkesini terk etmiştir.

12 yıl boyunca farklı ülkelerde yaşamış ve 1848 yılında Petersburg’a dönmüştür.

Nikolay Vasilyeviç Gogol’un başyapıtı olan Ölü Canlar eserinde konu olarak feodal Rusya’yı çöküşte ve kötü bir ülke olarak konu almıştır.

Bir yergi eseri olan bu eserinde Gogol sıradan insanların hayatlarını sanki onların içinde gibi gözlemlemiş ve kaleme almıştır. Bu yaklaşımı eseri dünya çağında bir üne kavuşturmuştur.

Bu eleştirilerden sonra hayatını tamamıyla değiştiren Gogol Kudüs’e giderek hacı olduğu iddiaları bile bulunur.

Gogol’un en önemli eserlerinden olan Taras Bulba Ukrayna da yaşayan halkın Polonya hükümetine karşı tutunduğu tavır ve özgürlük mücadelesi anlatılır.

Yazar romantizmin etkisinden kurtulmuş daha gerçekçi bir edebiyat anlayışına dönmüştür. Bir Delinin Hatıra Defteri yakın arkadaşı Puşkin’den esintiler taşımaktadır.

Nikolay Vasilyeviç Gogol eserlerine yoğunlaşmadığı süreler içinde yaşamını devam ettirmek için öğretmenlik yapmıştır. Bu süreçte ortaya çıkan ruh hastalığı ile boğuşmak zorunda kalmıştır.

Yaşamının son zamanlarından yazdıklarına tepki olarak arkadaşları onu tek başına bıraktı. Gogol her geçen gün depresyonun en dibine kadar batmaya başlamıştır. Bu ruhsal çöküntünün içinde bir anda yemek yemeyi kesen büyük yazar 4 Mart 1952 yılında 43 yaşında yaşama gözlerini yummuştur. 

Ahmet RasimAhmet Rasim

Ahmet Rasim, 1865 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Menteşeoğulları'ndan Kıbrıslı Bahaeddin Efendinin oğludur. Babası kendisi doğmadan önce ailesini terk ettiği için Annesi Nevbahar Hanım onu tek başına yetiştirmiştir.

1875 yılında başladığı Darüşşafaka'da edebiyatla tanıştı. Bu okulda bestekar Mehmet Zekai Dede'den müzik dersleri de aldı. Kendi çabası ile Fransızca öğrenen Ahmet Rasim, eğitimini 1883 yılında birincilikle bitirdi.

memuriyet hayatını benimseyen ve hayatını yazar olarak kazanmak isteyen Ahmet Rasim'in ilk yazısı Ahmet Mithat Efendi'nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayımlandı. Bu "Yolcu" başlıklı bir tercüme yazı idi.

Ardından dönemin ünlü gazetecisi Baba Tahir vasıtası ile Ceride-i Havadis'te fenni konularla ilgili yazı ve tercümeler yayımlamaya başladı.

Yayın hayatına 1891 yılında başlayan Servet-i Fünun dergisinde fen konularındaki yazılarının yanında, tefrik halinde romanlarını da çıkarma imkanı buldu. Leyal-i Izdırap, Meşak-ı Hayat ve Afife burada yayınlandı.

1908 yılında Hüseyin Rahmi ile birlikte 27 sayı süren "Boşboğaz ile Güllabi" adlı bir mizah gazetesi çıkaran Ahmet Rasim, gazeteciliği Malumat, Sabah, Sebat, Güneş, Maarif, Resimli Gazete, Mecmuai, Ebüzziya, Türk Yurdu, Yeni Mecmua, Resimli Ay, İkdam, Boşboğaz, Basiret, Tasvir-i Efkar, Vakit, Akşam, cumhuriyet gazete ve dergilerindeki yazılarıyla sürdürdü.

1898 yılında Alman İmparatoru II. Wilhelm'in Suriye gezisi sırasında Malumat gazetesi tarafından Suriye'ye, 1916 yılında da Sabah Gazetesince harp muhabiri olarak Romanya cephesine gönderildi.

Ahmet Rasim, müzik alanında da eserler vermiştir. Besteleri de kendisine ait olan pek çok şarkı sözü yazmıştır.

1927 yılında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'in referansıyla İstanbul Milletvekili oldu ve TBMM'nin üçüncü ve dördüncü dönemlerinde milletvekilliği yaptı. Ancak sağlık sorunları nedeni ile meclis oturumlarına dahi katılmadı. 1932 yılında Heybeliada'daki evinde hayatını kaybetti ve Heybeliada'daki Abbaspaşa Mezarlığına defnedildi.

Ahmet Rasim, tarafından kaleme alınan son kitap ise " Şehir Mektupları" Oğlak Yayıncılık tarafından okuyucuların beğenisine sunulmuştur.

Samipaşazade SezaiSamipaşazade Sezai

Samipaşazade Sezai, 1859 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir.Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devletinin ilk Maarif Nazırı (Eğitim Bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa'nın ikinci eşi olan Gürcü asıllı Dilarayiş Hanımın oğludur.

Samipaşazade Sezai, babasının Taşkasap'taki konağında özel eğitim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra'da görev yaptığı dönemde de İngilizce öğrendi. 20 yaşına kadar resmi bir görev almayarak edebiyat konusundaki bilgilerini arttırmayı tercih etti.

Maarif başlıklı ilk yazısı 1874 yılında Kamer adlı gazetede yayımlandı 3 perdelik bir piyes olan Şir isimli ilk eseri 1879 yılında yayımlanmıştır. Babasının ölümünden sonra ise Londra elçiliği ikinci katipliğine atanmıştır.

Londra'da kaldığı yıllarda İngiliz ve Fransız edebiyatını yakından izleyen Samipaşazade Sezai, 1885 yılında elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosundan azledilerek İstanbul'a döndü.

Samipaşazade Sezai, 1885-1901 yılları arasında İstanbul'da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi.Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı

Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermeyen Samipaşazade Sezai bir roman, iki küçük hikaye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazmıştır. 1888 yılında bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemsettin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendiden sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi.

Samipaşazade Sezai'ye 1927 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararı ile "Hidamat-ı Vataniyye" Tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 yılında İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi Göksu'daki aile mezarlığına, yeğeni İclal'in yanına defnedildi.

Edebi Kişiliği

Samipaşazade Sezai, ilk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı "Şir" adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında vererek roman, hikaye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu.

Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak Türk edebiyatında yer aldı; kölelik ve cariyelik siteminin eleştirildiği roman onun en ünlü eseri oldu. Kitap Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca'ya çevrilmiştir.

Romanın getirmiş olduğu ünle hikayeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikayeleri ile kısa hikaye türünü, Türk edebiyatına soktu.

Tanzimat döneminin en genç yazarı olan Samipaşazade Sezai "Küçük Şeyler" adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkilemiştir. Namık Kemal'in etkisiyle birçok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. "Sanat için sanat" anlayışı ile eserler veren yazar konularını her zaman yerli hayattan seçti.

Yunus Emre

Yunus Emre Kimdir?

Yunus Emre 1238 yılında Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde doğmuştur. Yunus Emre’nin doğduğu dönemde Anadolu’da Moğol akınları ve kıtlık gibi birçok afet vardır.

Yunus Emre tasavvuf şiirinin en önemli temsilcisidir. Hayatı hakkında çok az bilgi olan Yunus Emre’nin eserleri yaşamı hakkında bilgiler içermektedir. Anadolu’yu dolaşıp Mevlana’yı gördüğü eserlerinden anlaşılmaktadır.

Yunus Emre Yaşamı

Yunus Emre’nin yaşamı hakkında çok fazla bilgi olmasa da şu şekilde anlatılır. Okula gitmiş fakat okumayı öğrenemediği için okulu bırakarak çiftçilik yapmaya başlamıştır. Kıtlığın baş gösterdiği yıllarda Kırşehir’de Hacı Bektaşi Veli isimli biri olduğunu ve kapısına gidenin elini boş göndermediğini duyar.

Bunun üzerine yola koyulur Yunus Emre Hacı Bektaşi Veli’nin kapısına gider. Büyük âlim ‘sorun bakalım buğday mı ister himmet mi?’diye sorar.

Yunus ‘ben himmeti ne yapayım karın doyurmaz buğday almaya geldim der’ buğdayını alır ve yola koyulur.

Buğdayı aldığına pişman olan Yunus yolda geri döner. Hacı Bektaşi Veli’de ‘o söylediğin geçti biz anahtarı Taptuk Emre’ye verdik der’.

Yunus Emre Taptuk Emre’yi bulur ve onun dergâhında derviş olur bu dergâha 40 yıl odun toplar. Taptuk Emre Yunus Emre’ye kızını verir. Yunus erenler mertebesine eremediğini anlar ve Taptuk Emre’nin yanından ayrılır.

Bazı olaylar sonucunda istediği mertebeye vardığını öğrenir ve tekrar Taptuk Emre’nin yanına döner.

Yunus Emre Edebi Yaşamı

Yunus Emre edebi yaşamı içinde şiirlerin halkın dili ile onlara hitap etmiştir. Türkçeyi oldukça iyi kullanmış Öz Türkçe eserler vermiştir.

Yunus Emre hala günümüzde okunup sevilmesinin nedenlerinden biri de Türkçeyi güzel kullanmasıdır. Tasavvuf şiirleri ağırlıklıdır. Yunus Emre hoş görü bakımında da ‘yaratılmışı hoş gördük, yaratandan ötürü’ demiştir.

Oldukça sevilen Yunus Emre için Anadolu’nun birçok yerinde adına anıt mezarlar yapılmıştır. Aruz ölçüsünde şiirler yazmıştır. Risalettün-Nushiyye ve Divan isimli iki eseri vardır.

Yunus Emre 1321 yılında 82 yaşında öldüğü söylenmektedir. 

Platon (Eflatun)

Platon diğer bilinen ismi ile Eflatun M.Ö 427 yılında Atina’da doğmuştur. Eski Yunan filozoflarının en bilinenlerinden biri olan Platon döneminin soylu ailelerinden birinin çocuğuydu. Çok iyi bir eğitim aldı. Aldığı eğitimler müzik, edebiyat ve jimnastik gibi birbirinden farklı alanlarda yetiştirildi.

Platon ismini geniş omuzlarından dolayı jimnastik hocasının verdiği söylenmektedir. Felsefe ile tanışması Sokrates’le karşılaşmasından sonra oluştu. 

Sokrates’in fikirlerinden etkilenen Platon, hocasının ölümünden sonra yazılı bir eseri bulunmayan Sokrates’in fikirlerini kitaplaştırdı. Sokrates’in ölümünden sonra gezilere çıktı Platon Güney İtalya’da Pythagorascılann görüşlerini etkisinde kaldı.

Sicilya’da tanıştığı Dion ile devlet anlayışı ile konuşup tartıştı. Platon’un etkisinde kalan Dion toplumda değişiklik yapabilmek için Platon’dan yardım istedi.

Platon’un sahip olduğu felsefi görüşler günümüzde hala tartışılmaktadır. Batı felsefesinin ilk başlangıç noktası ve en önemli filozofudur.

Antik felsefesinin maddeci öğreticisi olan Demokritos en yüksek seviyeye erişmiş bu idealist felsefe düşüncesi Platon ile en üst noktaya ulaşmıştır.

Platon bir sanatçı olarak yetiştirilmesinin etkilerinden dolayı düşünsel ürünlerini oldukça ustalıkla ve şiirsel anlatım dilini kullanarak asırlar boyu insanları etkilemeyi başarmıştır.

Platon eserlerini genellikle diyalog şeklinde yazmıştır. Bu diyalogları yönlendiren ise ünlü hocası Sokrates olmuştur. Platona göre Felsefe okuyarak yapılacak bir şey değildir. Felsefe yapabilmek için aktif olmak, düşünmek ve tartışmak gereklidir.

Johann Wolfgang von GoetheJohann Wolfgang von Goethe

Johann Wolfgang von Goethe 28 Ağustos 1749 yılında Frankfurt’ta doğmuştur. Dünya edebiyatının en önemli yazarlarından olan Johann Wolfgang von Goethe sadece edebiyat alanında değil felsefe ve doğa bilimleri alanında da birçok eser vermiştir.

Varlıklı bir ailede dünyaya gelen Goethe’nin evinde çok zengin bir kütüphane ve oldukça değerli resim koleksiyonları bulunuyordu. Kız kardeşi ile birlikte bu evde büyüdüler. Goethe küçük yaşlarda Fransızca, Latince ve Eski Yunanca dillerini öğrendi ve aydınlanma çağının düşünceleri ile yetiştirildi.

Fransız işgalinde bulunan Frankfurt’ta sergilenen bir tiyatro oyundan oldukça etkilendi ve Fransız edebiyatına ilgi duymaya başladı.

18 yaşında babasının isteği ile hukuk okumaya başladı. Leipzig’de öğrenim gördüğü süre içinde dönemin büyük sanatçıları, edebiyatçıları ile tanıştı. Arkeologlar ile samimi, bir dostluk kuran Goethe eski yunan sanatlarına ilgi duymaya başladı. 

Gözlem gücü oldukça keskindi. Merak ettiği şeylere sadece bakmak onu derinlemesine irdelerdi. Başladığı her işi sonuna kadar bitirme özelliğine sahipti.

1768 yılında ağır bir hastalık geçirdi ve evine döndü. İki yıl boyunca simya ve astroloji ile ilgilendi. 1774 yılında yazdığı ilk romanı olan Genç Werther’in Acıları kitabında gençliğin düşüncelerini oldukça başarılı şekilde yansıttı ve evrensel bir üne kavuştu. 

Bu romanı ile Alman edebiyatında coşkunluk akımını başlatan yazar oldu. Bu senelerde ilahi ve şiirler yazdı. 

Johann Wolfgang von Goethe'nin Edebi Yaşamı

Johann Wolfgang von Goethe Weimar Dükü’nün çağrısı üzerine Weimar’a gitti. Dükün özel elçilik danışmanlığının yanı sıra devlet ve askeri alanda hizmetlerde bulundu. 

Burada tanıştığı Charlotte von Stein Goethe’yi her yönden etkiledi. Sevgilisinden aldığı ilham ile harika şiirler ve balad yazdı. Çıkardığı iki kitabında kadın kahramanlarında sevgilisinin izlerine rastlamak mümkündür. 

1786 yılında aniden Weimar’dan ayrıldı ve İtalya’ya gitti. Burada Roma ve Eski Yunan sanatını tanıma imkânı buldu. İtalya onun için yeniden doğuş gibiydi. 

Mektupları Alman Edebiyatının en yoğun dönemlerine ışık tuttular. Alman edebiyatında klasik dönemin önde gelen isimleri oldular.

Yaşamının son yıllarına kadar yazmaya devam eden Goethe Faust isimli oyunu başyapıtıdır.  1824 yılında öz yaşam öyküsü olan Wilhelm Meister’in Hat Yılları eseri yayımlandı. 

Johann Wolfgang Von Goethe 22 Mart 1832 yılında yaşama veda etti. Kalp krizinden öldüğü düşünülen yazarın son sözleri “daha fazla ışık” olmuştur. 


Ahmet Haşim

Ahmet Haşim Kimdir?

Ahmet Haşim 1884 yılında Irak Bağdat’ta doğmuştur. Babasının görevinden dolayı çocukluğu Bağdat’ta geçmiştir.

Annesinin ölümünden sonra babası ile birlikte İstanbul’a yerleşmiş Galatasaray Lisesinde okumuştur.

Lise yıllarında okurken Tevfik Fikret ve Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun öğrencisi olan Ahmet Haşim bu yıllarda şiire merak salmıştır. Mezun olduktan sonra reji idaresinde çalışmıştır. Çalışırken Hukuk mektebine devam ediyordu. İzmir’e Fransızca öğretmeni olarak atandı. Hukuk bölümünü yarıda bıraktı.

I.Dünya Savaşında yedek subaylık yaptı. Savaştan sonra İstanbul’a döndü. Devlet Güzel Sanatlar akidemisinde mitoloji ve estetik öğretmenliği yaptı.

Osmanlı Bankasında çalıştı. Dönemin ünlü gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı.

Ahmet Haşim'in Edebi Yönü

Şiire lise yıllarında başlamıştı. İlk şiirlerinde öğretmeni Tevfik Fikret’in etkisi görülür. 

Gençlik yıllarında yazdığı şiirleri dönemin en ünlü dergilerinde yayınlandı. İlk şiiri Hayal-i Aşkım’da sanat yönelimi olması dikkatleri çeker.

Ahmet Haşim’in şiirleri 2. Meşrutiyetin edebi karmaşasında kendini göstermiştir.1921 yılında basılan ilk şiir kitabı Göl Saatleri Ahmet Haşim’in en önemli eseridir. Fecr-i Ati edebiyat topluluğunun en güçlü şairidir. 

Şiirlerinde musikiye yer vermiştir. Sembolizm etkisiyle yazılmış şiirleri mevcuttur. Şiirlerinde toplumsal konuları işlemez. Hüzün, yalnızlık, ölüm ve aşk bireysel konuları oluşturur. 

Ahmet Haşim böbrek rahatsızlığı yüzünden yurtdışına gitti fakat iyileşemeden geri döndü. 4 Haziran 1933 yılında İstanbul’da yaşama veda etmiştir. 


Victor HugoVictor Hugo

Fransız edebiyatının ünlü isimlerinden olan Victor Hugo 26 Şubat 1802 tarihinde Fransa’da doğmuştur. O dönemde Fransa’da siyasi yönden büyük bir çalkantı vardı. Kendisi iki yaşındayken Napolyon başa geçmiştir. On sekiz yaşında ise Bourbon monarşisi tekrar başa geçmiştir. 

Babası Napolyon’un subaylarından biridir. Napolyon tahttan indikten sonra geçim sıkıntısı yaşamaya başlamışlardır. 1821 yılında annesini kaybeden Victor Hugo ertesi yıl büyük aşkı olan Adele Foucher ile evlenmiştir. 

Victor Hugo 1878 yılında beynindeki bir sorun nedeniyle rahatsızlanmıştır. Bundan 7 yıl sonra 1885 yılında hayatını kaybetmiştir.

Romantizm akımının lideri olan Victor Hugo düz yazı ve şiir ustasıdır. Kendisinden sonra gelen birçok şair ve yazarı etkilemiştir. Charles Dickens, Fyodor Dostoyevski, Oscar Wilde, Albert Camus, Tolstoy gibi pek çok edebiyatçıyı etkilemiştir. Roman, tiyatro ve şiir türünde eserler vermiştir.

Victor Hugo’nun oldukça güçlü bir tekniği vardı. Fransız şiirini büyük bir ahenkle yazdı. Romanları da dil bakımından şiirlerine benzemektedir. Balzac ve Dumas’ı bu yönüyle geçmiştir. İlham kaynakları sınırsız olan bir yazardı.

Hernani adlı oyunuyla romantikler ve klasisizm savunucuları arasında bir savaşı başlatmıştır. Bu savaşı kazanan romantikler olmuştur. İlk başta şair olarak tanınan Victor HugoNotre Dame’ın Kamburu adlı romanıyla büyük bir roman yazarı olduğunu da kanıtlamıştır.

Victor Hugo’yu dünya çapında tanıtan eseri hiç şüphesiz Sefiller adlı romanı olmuştur. Ayrıca deniz işçileri gibi siyasi ve toplumsal olaylardan da bahsetmiştir.


Daniel DefoeDaniel Defoe
Daniel Defoe 13 Eylül 1660 yılında Londra'da dünyaya geldi. Çiftçi bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen yazarın babası İngiltere Kilisesin'den ayrılma yanlısı olduğu için oğlunu Oxford ve Cambridge'ye göndermedi. Bunun yerine Newington Green'de Rev. Charles Morton'ın yönettiği akademiye göndererek daha kaliteli bir eğitim almasını sağladı. 

Papaz olmak için yetiştirilen ama papaz olmayan Defoe ticaret hayatına atıldı. Ticaret yaşamını başarısızlık iflas ve borçlarla geçti. Bunun yanında casusluk,i memurluk ve fabrikatör gibi mesleklerle de ilgilendi. 

Ticaret yaşamındaki başarısızlıklardan sonra bu işi bırakarak gazetecilik yapmaya başladı. 1719 yılında tüm dünyanın bildiği Robinson Crusoe'yi yazdı. 

Politika ile yakından ilgilenen yazar çıkardığı dergideki olumsuz ifadelerinden dolayı bir kaç kez hapis yattı. 1701 yılında yayınladığı şiiri Safkan İngiliz yayınlandı. Irk ayrımının geçersizliğinin konu alındığı ve kolay okunabilirliği sayesinde günümüzde hala en sevilen eserlerdendir. 

Siyasi tutumu nedeni ile çok acımasız şekilde yargılansa da sonraki hükumetler tarafından değeri anlaşıldı. yargılanma sürecinde bile cesurca yergilerini yayınladı. 

Daniel Defoe eserleri arasında onu ölümsüz yapan tek eseri Robinson Crusoe oldu. Bu kitabı Türkçe'de sayısız baskı yaptı. İngiliz romanının ve gazeteciliğin babası olarak anıldı. Yaşamı boyunca sayısız eser veren Defoe hayat hikayesinin büyük kısmında parasızlık çekmiştir.
Devamı
Yorumlar
Bu ürüne toplam 0 yorum yapıldı.
Ortalama Puan:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
Fena Değil
Çok Kötü
Ürün Yorumları
+0 Olumlu yorumlardan sizin seçtikleriniz
-0 Olumsuz yorumlardan sizin seçtikleriniz
Tüm Yorumlar (0)
Bu kitap hakkında ilk yorum yazan sen ol.Bu ürün hakkında ilk yorum yazan sen ol.

Kitapları

    Ürünleri

      Ürünleri

        Arama
        E-mail adresinizi giriniz
        Adet:
        Beden:
        Seçtiğiniz ürün sepete eklendi
        Mail adresini giriniz
        Özelleştir
        0000 0000 0000 0000
        CVC
        Ad Soyad
        5xx
        5xxxxxxxxx
        ZUBİZU Kampanyası kullan
        Ürün Detayları
        Teslimat ve Kolay İade
        Ürün Kodu:
        Kitap / Yazar / Yayınevi Ara
        Önceki Siparişleriniz
        Önceki siparişleriniz için tıklayın
        Üyelik Bilgilerim
        Üyelik Bilgilerim
        Veya
        En Az 6 Karakter
        Toplam Tutar:
        Varsa İndirim Kodunuz:
        Sipariş Notu
        Kapıda ödeme seçeneği 125 TL altı siparişlerde kullanılabilir. 125 TL üstü siparişler için havale, kredi kartı ya da banka kartı ile ödeme yapılabilir.
        Açev Bağış
        Ürüne daha önceden puanlama ve yorum yaptınız.
        Kitap AyrıntılarıÜrün Ayrıntıları
        100 TL üzeri kargo bedava!
        FIRSATI YAKALA
        Ürünler
        Teslimat Bilgileri