Sepetim 99 ÜRÜN

Sepetiniz Henüz Boş!

Toplam Tutar

Kitap AçıklamasıÜrün Açıklaması

Set İçeriği;

1- The Time Machine

2- A Room Of One’s Own

3- Heart of Darkness

4- Metamorphosis

Metamorphosis

“Why don’t I keep sleeping for a little while longer and forget all this foolishness.”

One of Kafka’s best-known stories, The Metamorphosis was first published on 1915. In the story, a salesman named Gregor Samsa wakes up and finds himself transformed into a huge insect. In this novella, along with his successful use of allegory, Kafka points out one of the major problems of modern individual: alienation. Even if the story sets in absurd, irrational universe, we, as the reader, can easily associate ourselves with the similar signs that we concern deeply.

Heart of Darkness

“The horror! The horror!”

Heart of Darkness, a short novel written by Joseph Conrad on 1899, helps us to see the consequences of imperialism through the concept of race and discrimination. Successfully indicating how European colonial exploitation inflicted upon African natives, the work has its own characteristics to be a reference to the social sciences, as well as an inspiration the great people of literature.
Inspired by his days as a sailor, Condrad makes his character, Marlow take journey to the Congo River in Central Africa, and experience the brutal attitudes of European colonists in the name of their cruel quest for ivory; a journey akin to the one into the darkest and deepest recesses of human nature.

The Time Machine

H.G. Wells, the pioneer of science fiction genre, even if he lived long ago, is still considered as a genius with his timeless works. The Time Machine, published on 1895, is the progenitor of ‘time travel’ subgenre.

In the novel, a scientist is hurtled into the year of 802,701 where he meets the future race. By building a setting nearly a million years in the future, where utopia transforms into a dystopia, Wells pushes the limits of human imagination with his political and philosophical approach. The Time Machine is a classic that everyone should read who enjoys the science fiction and fantastic literature.

A Room Of One’s Own

“Lock up your libraries if you like; but there is no gate, no lock, no bolt that you can set upon the freedom of my mind.”

As Virginia Woolf's most powerful and pioneer feminist essay, A Room of One's Own focuses on the subject going on over the centuries: woman and literature. In the book, based on a lecture given at Girton College, Woolf lays emphasis on the male-dominated literary world and invites both women and men to consider upon this inequality. Why is there no genius like Shakespeare among the women? Why do we not see female authors as much as male authors? Why can’t women become free?

All in all, Woolf puts forward this thesis which has become a principle even in our days: “A woman must have money and a room of her own if she is to write fiction.”

75,00 
%45
41,25 
Ön Sipariş Ürünü
Satışa Çıkma Tarihi:
Tedarik Süresi: 3-5 iş günüSatışta Değil
TÜKENDİ
100 TL üzeri kargo bedava! Kargo Bedava
  • Barkod : 9786057944405
  • Kapak : Ciltsiz
  • Kağıt Cinsi : 2. Hamur
  • Boyut : Normal
  • Sayfa Sayısı : 552
  • Basım : Şubat 2019
  • Ebat : 12.50x19.50 cm
  • Ağırlık : 552 g
Franz KafkaFranz Kafka

Temmuz 1883 yılında Prag’da moda ürünler satan bir dükkân işleten Hermann ve Julia Kafka’nın 6. Çocuğu olarak dünyaya geldi. 

20. Yüzyılın Modern Alman Edebiyatının Öncülerinden biridir. Yaşadığı süre boyunca çok bilinmeyen Kafka yakın arkadaşı Max Brod’a öldükten sonra tüm eserlerini vererek yakmasını istemişti o ise aksini yaptı ve eserleri yayınlamaya başladı. Ölümünden sonra Tüm dünyanın sevdiği ve tanıdığı bir yazar oldu Franz Kafka.

Türkçeye Değişim ya da Dönüşüm olarak çevrilen romanında 20. Yüzyıl sanayi sonrası batı toplumunu ve içinde bulunan yalnızlığını çok iyi şekilde işlemiştir.

Yahudi olan Franz Kafka iki erkek kardeşini çok küçük yaşlarda kaybetti. 3 kız kardeşini ise Nazi soykırımında kaybetmişti.

Tüm dünyada sevilen Franz Kafka mutsuz ve kötü bir çocukluk geçirdi. Özellikle babası ile anlaşamayan ve sorunlar yaşayan yazarın babasına karşı tek hissettiği nefret duygusunu eserlerin de dahi vurgulamıştı.

Almanca konuştuğu zamanlar Çekler, Yahudi olduğu için Almanlar hiç sevmemişti.

Kafka’nın en kritik ve önemli dönemi olan babası ile yaşadığı dönemleri şu şekilde dile getirmişti büyük yazar;

‘’Asker selamı vermeyi ve asker gibi yürümeyi becerdiğim zaman desteklerdin beni, ama ben geleceğin askeri değildim ya da iştahla yemek yiyebildiğim, hatta yanı sıra bir bira da içebildiğim zaman desteklerdin beni. Anlamadığım şarkıları tekrar edebildiğim veya senin en sevdiğin lafları senin peşinden geveleyebildiğim zaman, ama bunların hiçbiri benim geleceğimin bir parçası değildir. Ve aslında bugün bile, herhangi bir konuda, ucu ancak sana da dokunuyorsa, zedelediğim veya benim şahsında zedelenen (Örneğin Pepa beni azarladığı zaman) senin onurunsa destekliyorsun beni. O zaman destekleniyorum, bana değerim hatırlatılıyor, yapmaya hakkım olan hamlelere dikkatim çekiliyor ve Pepa mutlak bir biçimde mahkûm ediliyor. Ama şimdiki yaşımda artık desteğine neredeyse hiç ihtiyaç duymadığımı bir kenara bıraksak bile, ancak öncelikle söz konusu olan ben değilsem, gelen desteğin bana ne faydası olacak? 

(Babaya Mektup)

Lise eğitimi bittikten sonra Hukuk okumaya karar veren Franz Kafka 5 yıllık hukuk eğitimi sonrasında Albert Weber’in yanın staj yaptı, ceza hukuku alanında ilerleme gösterdi.

Kafka 1907 yılında İtalyan bir sigorta şirketinde işe başladı bu yıllarda Max Brod ile tanışarak dost oldu. Brod sayesinde edebiyatı sevdi dönemin ünlü edebiyatçıları ile tanışma fırsatı buldu.

Hayatındaki en önemli kişi olan ve onun dönüm noktası olan kişi Max Brod oldu.

Şansız ve tek başına aslında var da yok yüzü hiç gülmeyen Franz Kafka’nın hayatında birkaç tane kadın olmuştur. İlk sevgilisi iki kere nişanlanıp evlenemediği Felice Bauer. 1920 yıllarında ise Milena Jesenka ile mektuplaşmaya başladı bu sırada evli olan Milena ile mektuplaşmaya devam eden bu ilişki tüm imkânsızlıklara rağmen uzun yıllar boyunca sürdü. Son olarak ise bebek bakıcısı olan Dora Diamant hayatına girmiştir. Hatta ölmeden önce Dora’nın adını anmıştı.

1923 yılında ailesinin baskısından kurtulmak ve yazabilmek için Berlin’e yerleşti Kafka. Nazilerin Çekoslovakya’yı işgali sırasında Franz Kafka’ya ait birçok belge yakılarak yok edildi. Ölmeden önce yakın dostu Brod’a verdiği birçok eserinin önemsiz ve değersiz olduğunu düşünüyordu.

En önemli eserlerinden olan Dönüşüm kitabında babasının hayatında yer ettiği etkiye rastlamak mümkündür. Kitapta yer alan bir anda böcek olarak uyanan kişi Kafka’dan başkası değildir.

Diğer bir eseri olan Dava da Dönüşüm kitabında bahsettiği karakterler birbirine çok benzer. Bir sabah uyandığında böcek olan karakter Dönüşüm ’de bir sabah uyandığında suçunu bilmediği bir davadan yargılanan karakter Dava kitabında yer alır. 

Bitmek bilmez suçluluk duygusu, öz benlik algılamasında kırılmalar, kendini ötekileştirme Franz Kafka’nın vazgeçilmezleri idi nede olsa.

1917 yılının bir Ağustos ayında Kafka’nın ağzından bir miktar kan gelir. Derhal hastaneye kaldırılan yazara Akciğer kanseri teşhisi konulmuştur. Bir yıl sonra ise ağır bir gribe yakalanır. Kanser gırtlağa kadar yayılmış konuşma yetisini kaybetmiştir. Hasta çok ileri boyutlara vardığı için cerrahi operasyon yapılamaz. 3 Haziran 1924 yılında yaşama veda eder Franz Kafka. Öldükten sonra da anne ve babasının bulunduğu mezarın yanına defnedilir. Hatta öldükten sonra bile babasından kurtulamamıştır denilmiştir.

Kafkaesque yani kafkavari anlamına gelen onun ne denli sıra dışı ve orijinal bir yazar olduğunu anlatan bir kavramdır. Kitaplarında yer alan karakterlerin o dönemlerin dünyasında hiç olmayacak karakterler olmasından kaynaklanmıştır bu kavram. 

Kafkanın Prag’da yaşadığı ev müze haline getirilmiş 1963 yılında Liblice Şatosunda Kafka için uluslararası konferans düzenlenmiş bu konferansa Roger Garaudy, Ernt Fischer gibi büyük yazarlar katılmıştır.

H. G. WellsH. G. Wells

H.G Wells 21 Eylül 1866 yılında Bromley Birleşik Krallıkta dünyaya gelmiştir.Okumayı çok sevmesine rağmen 14 yaşında okulu bıraktı ve çıraklık yapmaya başladı. Bilime büyük bir ilgi duyuyordu ve olanaklarını kendi yarattı. 

Burs kazandı ve Fen okulunda okumaya başladı. Mezun olduktan sonra Fen Öğretmeni oldu. Gazetecilik yapmaya başladı ve yazmak için zaman kolladı. 

Çağın bilimsel gelişiminden doğacak olan teknolojik sakıncaların bilincindeydi. Bilim kurgu türünden öykülerinde bu durumu eleştirel bir dille anlattı. Sosyalist dünya görüşünü benimsedi ve Fabian derneğine katıldı.

H. G. Wells 25 yaşında edebiyata girdi. İlk romanını 30 yaşında Zaman Makinesini yayınlandı. Oldukça üretken bir yazar olan Wells 100' e yakın eser vermiştir. Kitaplarında aşk, cinsellik, din ve eğitim gibi bir çok konuyu işledi. Bunun yanı sıra ders kitapları ve kaynak kitapları da yazdı. 

Her zaman toplumun daha adaletli olarak gelişeceğine inandı ve hayalini kurdu. İnsanoğlu Oluşum Yolunda ve Çağdaş Ütopya isimli eserlerinde bu konuyu işledi. 

Rusya'yı gezdi ve bu sırada Lenin ile tanıştı. Her zaman faşizme karşı oldu eğitimden insanlığa her alanda iyilik bekledi. 

Yaşamının son yıllarında ise bezgin bir ruh haline büründü. Avrupa Yazarlar Birliği başkanlığına getirildi. 

Ölümünden önce programın hazırlanmasına yardımcı olduğu İngiliz İşçi Partisinin seçimden zaferle çıkmasını gördü. Bilim kurgu alanındaki kitaplarının bir çoğu beyaz perdeye uyarlandı.

Virginia WoolfVirginia Woolf

Virginia Woolf 20.Yüzyılın en önemli yazarlarındandır. Hem feminist hem de modernist bir yazar olan Woolf 25 Şubat 1882’deLondra İngiltere’de dünyaya geldi. 

Hiç okula gidemedi evinde eğitim aldı. Ailesi İngiltere’nin seçkin Entelektüellerinden olması, iyi eğitim görmüş olmaları Virginia Woolf için büyük şanstı.

 Babası Sir Leslie Stephan editör, eleştirmen ve biyografi yazarıydı. Görkemli kütüphanesi sayesinde kızı Virginia kendini yetiştirme fırsatı yakalamıştı. Özel öğretmenler sayesinde Latince ve Yunanca dersleri almış olan yazar daha dokuz yaşlarındayken ağabeyi Thoby ile evlerinde Hyde Park Gate News isimli haftalık dergi çıkarmaya başladılar. Babasının Viktoryen bağları vardı ve bu Virginia’yı sonları etkileyecekti.

Babasının ilk eşi dönemin ünlü romancısı Thackerray’ın kızıydı eşi akıl hastası olduğu için bu kadından olan ilk kızı Laura anneannesine çekmiş ve 20 yaşında akıl hastanesine kapatılmıştı.

Virginia’ın annesi babasının ikinci evliliğiydi öz kardeşleri Thoby, Vanessa Stephen, Adrian Stephen ve Stella Duckwort, Laura Makepeace, Gerald Duckwort, ve George Duckworth, Stephen isimli beş kardeşi daha vardı.

Yazarın teyzesi birinci sınıf fotoğrafçı, Büyükbabası, amcası, üvey kardeşi ve babası şövalyelik payesi almış entelektüellerdi. 

Teyzesi Cambridge Newham College’in başındaydı.

Virginia Woolf’un ailesi yazariçin önemliydi evde öğrenim görüyordu ve hayatının büyük bölümü ailesinin etrafında dönüyordu.

7 Hizmetçi, yetiştin bir dolu kadın, ailesi ile birlikte Hyde Park Gate’de 6katlı bir evde yaşıyordu.

Ve yazarın hayatının değişmesine neden olacak zorlu bir döneme giriyordu. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Virginia Woolf’un Değişen Yaşamı

Takvimler 1895’i gösterdiğinde annesini grip nedeni ile kaybeden küçük Virginia henüz 13 yaşındaydı. Annesinin ölümü onu derinden etkilemiş 2 yıl boyunca sinir bozukluğu nedeni ile krizler yaşamaya başlamıştı. Bu yaşadığı ağır şok ve çok ağır depresyon nedeni ile zaman zaman hayali yaratıklar görüyordu ve olmayan sesleri duyma gibi halüsinasyonları yaşamaya başlamıştı. 1904 yılında ise babasını kaybetmesinin yaşadığı travmatik durum sonrası gerçek yaşama dönmesi bir hayli zaman aldı.

Bu sürenin sonunda kardeşleri Vanessa,Thoby, Adrian ile birlikte daha 22 yaşında iken Londra’ın Bloomsbury semtine taşınmaları ve bu yer değişikliği Virginia için bir kaçış oldu.

Miras olarak çok para kalan kardeşler kurallara bağlı olmadan yaşamanın verdiği rahatlıkla evlerinde sabahlara kadar oturup sanat, edebiyat, din ve aşk üzerine tartışırlardı.

Profesyonel anlamda yazmaya 1905 yılında başlayan Woolf Times Literary Supplement’e edebi eleştiri yazıları yazıyordu.

1906 yılında Thoby kardeşleri ile çıktığı Yunanistan gezisinde yakalandığı Tifodan hayatını kaybetmesi Woolf için başa çıkılamaz bir şok olmuştu.

Thoby öleli iki gün olmasına rağmen yasını bile tutmadan ablası Vanessa evlenmiş ve yazarın hayatında büyük değişiklikler olmuştu.

Kardeşi Adrian ile başka bir eve taşınan Woolf aydın çevrelerle tanışma fırsatı bulmuş Londra sosyetesinin hanımlarının katıldığı toplantılar düzenlemeye başlamıştı.

Bu toplantılarda açık sözlülüğü ve sivri dili ile öne çıkmış aynı zamanda Times Literary Supplement ve Cornhill dergilerinde edebiyat eleştirmeni olarak yazmaya başlamıştı.

Virginia Woolf’un Özel Yaşamı

1909 yılında Lytton Strachey ile nişanlanmış anlaşamadıklarını düşünerek nişanlısından ayrılmıştı. Bir yıl kadar ruhani çöküş yaşayan Woolf yayınlamayı düşündüğü ilk romanı The Voyage Out için okuyuculardan gelecek eleştirileri düşünüyordu.

Ablası Vanessa o dönemler iki tane çocuğu ile meşgulken eniştesi ile flört eden Woolf bundan büyük rahatsızlık duyuyordu.

Bir depresyon zamanında kendisi ile ilgili olarak ‘ 29 yaşında hala evlenmemiş bir başarısız. Çocuğu da yok üstüne üstlük ruhen hasta ve yazar falan da değil’ sözlerini kullanmış doktorlar psikolojik olarak incinmişlerinin çok olduğu için yine bir dinlenme dönemi kürü vermişlerdi.

Endişe yüklü olarak yayınladığı romanı The Voyage Out eleştirmenler tarafında bir hayli övülmüştü, stili zeki, kurnaz ve yaşam dolu olarak nitelendirildi.. 1912 yılında Ağabeyi Thoby’nin arkadaşı sol kanat siyaset kuramcısı Leonard Woolf ile tanıştı ve bu hayatının dönüm noktası oldu.

Çünkü bir ömür boyu sağlığının bekçisi ve kişiliğinin en büyük destekçisi olacaktı.1913 ve 1915 yıllarında evliliklerin ilk yıllarında şimdiye kadar en ağır ruhsal çöküntüyü yaşayarak intihar girişiminde bulundu.

Kocası Leonard birçok doktorla konuşmuş ve bu evliliğin çocuksuz devam etmesi gerektiğini düşünmüş olmaları Woolf’un bu ağır çöküntüye girmesine neden olmuştu.

Hamilelik yazar için önemliydi ve bunu yaşamadığı için kendini başarısız ve tam bir kadın gibi göremiyordu.

Beyinsel tüm uğraşlar yasaklanan Woolf bir kliniğe yatırıldı. İyileşmeden geri dönmüş olmasından dolayı kocası onu tekrar kliniğe geri yatırma girişimleri ile mücadele ederek hayatına son verme girişimlerinde bulundu. Durumu düzeldikten sonra çift 1917 yılında yaşadıkları evden adını alan Hogarth Press’i kurdular. Burada dönemin öncü yazarlarının kitaplarını bastılar. Bu durum aydın yazarlar cemaatinde Woolf’un daha özgürlükçü yaşamasına yardım etmişti.

Virginia Woolf Edebi Hayatı

1919 yılında ikinci kitabı olan Night and Day’i yayınladı Woolf bu romanında alışmış kalıpları izlemişti. Bu iki romanı ile birlikte yazarın deneyci kişiliği ön plana çıktı bu yılda ünlü yazısı olan Modern Roman da savunduğu gibi yeni bir anlatım aramaya başladı.

Çok Fazla izlenimden oluşmuş yaşamı ve bunun izleyicisi olan kişiye bütün renkleri ile sunabilmek için bilinç akışı tekniğini benimsedi. 1922 yılında bir diğer romanı Jacob’s Room’da bu tekniği kullandı ve aynı sene Vita Sackville-West ile tanışarak bir ilişki yaşamaya başladı.

Kadınlara olan ilgisini daha önce fark etmişti ve romanlarında bundan bahsediyordu zaten. Yazarın Orlonda isimli klasik kitabını bir aşk mektubu ile birlikte sevgilisi Vita’ya adadı.

 1925 yılında ise okuyucularla buluşacak olan Mrs. Dalloway bilinç akışı tekniğinin en başarılı örneği seçilecekti.

1929 da A Room of One’s Own’u yayınladı ve bu kitabında kadınların yazarlık veya başka mesleklerde söz sahibi olabilmeleri için kendilerine ait bir odaya ve bir gelire sahip olmaları gerekliliğini anlatmıştı. Tam bir başyapıt olarak nitelendiriliyordu.

1937 yılında The Years adlı romanının kaleme almış fakat savaştan ve kötü etkilerinden etkilenmeye başlamıştı. Birçok eski dostunu kaybeden Woolf yüksek bir bunalım yaşamaya başladı.

II. Dünya savaşının başlamasında sonra intihar Virginia’nın daha çok düşündüğü bir konu haline gelmişti. Eşi Leonard Yahudi’ydi ve Nazi Tehlikesine karşın Virginia’ya oranla daha fazla etkileniyordu.

Savaş kapıya dayanmıştı Londra’da Luftwaffe’in hava saldırılarından evlerinin bir bölümü ve The Hogarth Press’in bürosu yerle bir olmuştu. Woolf çifti büyük bir çaba ile Virginia’nın babasından kalan kütüphanesinden kalan kitapları evlilikleri boyunca bitirdikleri ve basılmış binlerce kitabı kurtarmayı başardılar.

Virginia Woolf Ne zaman Öldü?

Tarih 26 Şubat 1941’i gösterdiğinde Between the Acts’i bitiren Woolf müsveddesini okuması için kocası Leonard’a vermişti.  Bu romanı yazarken sıkıntı çekmeden büyük bir keyifle yazmıştı. Kitabı okuduktan sonra kitaptan hoşlanmayan Virginia Woolf’un depresyonu iyice artmaya başlamıştı.

Okuyamayan ve yazamayan bu şekilde aklını tamamen yitireceğinden endişe eden Virginia Woolf kendini ölmeye hazır hissetti. Takvimler 28 Mart 1941’gösteriyorken biri kocası Leonard diğeri partneri lezbiyen Vita Sackville- West’ e olmak üzere iki veda mektubu yazdı. Bastonu ile Ouse ırmağına yürüdü ceplerini kendini suda batırmaya yetecek kadar taşlarla doldurduktan sonra ırmağın soğuk sularına kendini bıraktı ve intiharında bu sefer kesin bir kararlılık göstermişti.

Woolf’un kocası Leonard’a bıraktığı mektupta şunlar yazılıydı;

‘ Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumdan eminim. Yaşadığım o Korkunç anlara geri dönemem artık. Bu kez İyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım, hiçbir şeye odaklanamıyorum. Bu yüzden yapabileceğimin en iyisi olduğunu düşündüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana verilebilecek en mutluluğu verdin. Benim her şeyim oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım, ben olmazsam rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sende göreceksin. Görüyorsun bunu bile düzgün yazamıyorum. Okuyamıyorum. Söylemek istediğim şu ki, yaşadığım her mutluluğu sana borçluyum. Bana hep sabır gösterdin, çok iyi davrandın. Demek istediğim bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi o kişi sen olurdun. Bir tek senin iyiliğinden eminim, onun dışında her şey beni terk etti. Hayatını mahvetmeye devam edemem. Birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum’.

Devamı
Yorumlar
Bu ürüne toplam 0 yorum yapıldı.
Ortalama Puan:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
Fena Değil
Çok Kötü
Ürün Yorumları
+0 Olumlu yorumlardan sizin seçtikleriniz
-0 Olumsuz yorumlardan sizin seçtikleriniz
Tüm Yorumlar (0)
Bu kitap hakkında ilk yorum yazan sen ol.Bu ürün hakkında ilk yorum yazan sen ol.

Kitapları

    Ürünleri

      Ürünleri

        Arama
        E-mail adresinizi giriniz
        Adet:
        Beden:
        Seçtiğiniz ürün sepete eklendi
        Mail adresini giriniz
        Özelleştir
        0000 0000 0000 0000
        CVC
        Ad Soyad
        5xx
        5xxxxxxxxx
        ZUBİZU Kampanyası kullan
        Ürün Detayları
        Teslimat ve Kolay İade
        Ürün Kodu:
        Kitap / Yazar / Yayınevi Ara
        Önceki Siparişleriniz
        Önceki siparişleriniz için tıklayın
        Üyelik Bilgilerim
        Üyelik Bilgilerim
        Veya
        En Az 6 Karakter
        Toplam Tutar:
        Varsa İndirim Kodunuz:
        Sipariş Notu
        Kapıda ödeme seçeneği 125 TL altı siparişlerde kullanılabilir. 125 TL üstü siparişler için havale, kredi kartı ya da banka kartı ile ödeme yapılabilir.
        Açev Bağış
        Ürüne daha önceden puanlama ve yorum yaptınız.
        Kitap AyrıntılarıÜrün Ayrıntıları
        100 TL üzeri kargo bedava!
        FIRSATI YAKALA
        Ürünler
        Teslimat Bilgileri