Sepetim 99 ÜRÜN

Sepetiniz Henüz Boş!

Toplam Tutar
Kidega'nın Modern Dünya Klasikleri (7 Kitap Takım) Ürün Yorumu
İndigo Kitap kitap kurtları için hayır denilemeyecek güzellikte bir fırsat sunuyor. Dünyaca ünlü yazarların kült eserlerinden oluşan bir seçkiyi okuyuculara armağan ediyor. Edebiyatın devler ligine hazır olun!

Kitap AçıklamasıÜrün Açıklaması

İndigo'nun Dünya Klasikleri şimdi 7 kitaplık set halinde! Set içerisinde Sun Tzu, Goethe, Tolstoy ve Gogol gibi büyük klasik yazarlar yer alıyor. Ayrıca Modern Klasik yazarlar olan Virginia Woolf ve Franz Kafka da bu sette. Keyifli okumalar!

Franz Kafka - Dönüşüm

İlk olarak 1915’te yayımlanan Dönüşüm, hikâyenin kahramanı Gregor Samsa’nın kendini bir sabah dev bir böceğe dönüşmüş halde bulmasıyla başlar ve hayatındaki değişiklikleri aktararak devam eder. Edebiyat dünyasında Kafka’nın en popüler eserlerinden biri sayılan yapıt, sade bir dille okuyucuya “toplumun farklı olanlara yaptığı muamele” hakkında bir fikir kazandırırken, diğer yandan küçük burjuva toplumlarındaki aile yapılarını en ince ayrıntısına kadar gözler önüne sermektedir. Dönüşüm ile Kafka bir insanın böceğe dönüşmesini soyut bir kavram olmaktan çok bu sürecin sosyal ve felsefi etkileriyle ele almıştır. Kafka, Gregor’un annesi, babası, kız kardeşi Grete, hizmetçileri, patronu, yarattığı diğer karakterleri ve tema çeşitliliği ile okuyucuyu kendine bir kez daha hayran bırakmıştır.

Franz Kafka - Babaya Mektup

Bu kitap, Kafka’nın sahibine hiç ulaşmamış bir mektubu aslında. Franz Kafka, 1919’da dinlenmek üzere gittiği Schelesen’de Praglı sekreter Julie Wohryzek ile tanışır ve nişanlanır. Babaya Mektup yazarın bu evlilik kararına karşı çıkan babasına olan duygu ve düşüncelerini dile getirirken, diğer yandan bize Kafka’nın yaşam öyküsünden ipuçları da sunmaktadır. Franz Kafka’nın yazarlığına, kendi var oluşuna ilişkin ayrıntılarla bezeli yapıt, kurmaca hikâyelere dayalı diğer eserleriyle karşılaştırıldığında belgesel bir nitelik de taşımaktadır. Baba oğul arasındaki çatışmadan yola çıkan Babaya Mektup aslında Kafka’nın burjuva toplumlarını belirleyen güçlü ve güçsüz kavramlarına bir serzenişidir. Eser 20. yüzyıl edebiyat tarihinin en büyük itiraflarından biri sayılmaktadır.

Nikolay Gogol - Bir Delinin Hatıra Defteri

Rus gerçekçiliğinin kurucularından olan Gogol, “Bir Delinin Hatıra Defteri” ile hayata tutunmaya çalışan bir şizofreni ve “Burun” ile “Palto” hikâyelerinde ise fantastik öğeleri gözlem yeteneği ve ince ironisiyle birleştirerek Rus toplumunun genel yapısını anlatır. Önemli Rus yazarların da esin kaynağı sayılan Gogol, yaşamı boyunca üç oyun yazmış ve ölümünden sonra pek çok eseri oyunlaştırılmıştır. Ülkemizde de sahnelenen ve dünya çapında büyük yankılar uyandıran “Bir Delinin Hatıra Defteri” bunlardan biridir. Okuyuculara farklı pencereler açarken Rus bürokrasisinin işleyişini gerçekçi biçimde gözler önüne seren Gogol’ü belki de en iyi “Hepimiz Gogol’ün ‘Palto’sundan çıktık” sözleriyle Dostoyevski özetlemektedir.

Tolstoy - İnsan Neyle Yaşar?

Rus edebiyatçı Tolstoy, İnsan Neyle Yaşar?’da yer alan hikâyeleriyle büyük bir yazar olmasının yanı sıra, topluma ayna tutarak filozof ve eğitimci kimliğini de öne çıkartır. Tolstoy’un bu eseri, her dönemde güncelliğini koruyan bir kaynaktır. Kitapta yer alan tüm hikâyeler insanın özündeki iyilik, açgözlülük, hırs ve her anlamda birleştirici bir güç olan sevgi kavramlarını ele alır. Öte yandan, genç veya yaşlı tüm okuyuculara, kendine bir adım dışarıdan bakabilme ve hayatın belki de en önemli sorularını sorabilme olanağı sunar. İnsanın içinde ne vardır? İnsana ne verilmemiştir? İnsan neyle yaşar?

Goethe - Genç Werther'in Acıları

Tüm zamanların en büyük aşk klasiklerinden ve başyapıtlarından biri olan Genç Werther'in Acıları, 1774 yılında ilk kez yayımlanmasından hemen sonra bütün Alman toplumunu, özellikle gençleri derinden etkilemiş ve o yıllarda Almanya’da pek çok intihar olayının yaşanmasına neden olmuştur. Genç Werther’in Acıları, Goethe’yi Alman Edebiyatının Fırtına ve Coşku (Sturm und Drang) akımının öncüsü haline getirmeyi başarırken, parodiler, operalar, şiirler ve tiyatro oyunlarına uyarlanan, barındırdığı tutkulu ve kendi kendini yok eden başkahramanıyla romantik Avrupalı okurların kült bir eseri haline gelmiştir.

Genç Werther ruhunu, okurlarına keyifli ve aynı zamanda umutsuz aşk mektuplarıyla, karşılıksız aşkıyla anlatır. Onun hikâyesi bir bakıma “itiraf” edebiyatının da kapılarını aralayarak, Goethe’nin yaşamışlığını, yarım kalan, üzücü aşk hikâyesini gözler önüne serer.

Roman, her ne kadar bir aşk hikâyesi olsa da içinde taşıdığı toplumsal eleştiri açısından da önem teşkil eder. Genç Werther’in Acıları, 18. yüzyılda, köşeye sıkıştırılmış genç bireyin manifestosu olarak da okunabilir.

Virginia Woolf - Kendine Ait Bir Oda

Edebiyat dünyasının feminist bir makalesi olarak adlandırılan Kendine Ait Bir Oda, kadın hareketinin elinden düşürmediği önemli kitaplardan biri olmayı başarıyor. Erkeklerin kadınlara uyguladığı baskının ve her zaman süre gelen “Eşitlik” tartışmasının cevabını tarihten alıntılar yaparak yanıtlıyor.

“Kadın ve edebiyat” arasındaki bağlantıyı kurmaca bir yazıyla ve karakterleriyle anlatan Woolf, kadınların neden daha az şiir yazdığını veya neden erkekler kadar yaratıcı olamadığını anlattığı eserinde, tarihsel süreç içerisinde kadının toplumdaki yerini de ele alıyor. Kadınların dünyasına dair ilginç tespitleri, farklı bakış açılarını içeren eserinde Woolf, odasındaki duvarı verdiği cevaplarla örmeye çalışıyor ve şöyle sesleniyor kadınlara: “Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!”

Savaş Sanatı - Sun Tzu

M.Ö. 400’lerde Sun Tzu tarafından kaleme alınan ve aradan geçen binlerce yıla rağmen günümüzde hâlâ değerini koruyan Savaş Sanatı, yazılı tarihin en değerli taktik-strateji eserlerinden birisidir.

Doğu ve Batı ordularına kılavuzluk etmesinin yanı sıra, Savaş Sanatı şimdilerde büyük ya da küçük iş adamlarının ve liderlerin dayandığı temel kaynaklardan biri haline gelmiştir.

Hayatın her safhasında mücadele etmek zorunda kaldığımız şu günlerde Sun Tzu’nun Savaş Sanatı, hâlâ uygulanabilir örneklerle, başarılı olmak ve güçlü kalmak isteyenler için mutlaka okunması gereken bir eser.

66,00 
%35
42,90 
Ön Sipariş Ürünü
Satışa Çıkma Tarihi:
Tedarik Süresi: 3 İş GünüSatışta Değil
TÜKENDİ
100 TL üzeri kargo bedava! Kargo Bedava
  • Barkod : 2789788610523
  • Kapak : Ciltsiz
  • Kağıt Cinsi : 2. Hamur
  • Boyut : Normal
  • Sayfa Sayısı : 814
  • Ebat : 12.50x19.50 cm
  • Ağırlık : 814 g
Franz KafkaFranz Kafka

Temmuz 1883 yılında Prag’da moda ürünler satan bir dükkân işleten Hermann ve Julia Kafka’nın 6. Çocuğu olarak dünyaya geldi. 

20. Yüzyılın Modern Alman Edebiyatının Öncülerinden biridir. Yaşadığı süre boyunca çok bilinmeyen Kafka yakın arkadaşı Max Brod’a öldükten sonra tüm eserlerini vererek yakmasını istemişti o ise aksini yaptı ve eserleri yayınlamaya başladı. Ölümünden sonra Tüm dünyanın sevdiği ve tanıdığı bir yazar oldu Franz Kafka.

Türkçeye Değişim ya da Dönüşüm olarak çevrilen romanında 20. Yüzyıl sanayi sonrası batı toplumunu ve içinde bulunan yalnızlığını çok iyi şekilde işlemiştir.

Yahudi olan Franz Kafka iki erkek kardeşini çok küçük yaşlarda kaybetti. 3 kız kardeşini ise Nazi soykırımında kaybetmişti.

Tüm dünyada sevilen Franz Kafka mutsuz ve kötü bir çocukluk geçirdi. Özellikle babası ile anlaşamayan ve sorunlar yaşayan yazarın babasına karşı tek hissettiği nefret duygusunu eserlerin de dahi vurgulamıştı.

Almanca konuştuğu zamanlar Çekler, Yahudi olduğu için Almanlar hiç sevmemişti.

Kafka’nın en kritik ve önemli dönemi olan babası ile yaşadığı dönemleri şu şekilde dile getirmişti büyük yazar;

‘’Asker selamı vermeyi ve asker gibi yürümeyi becerdiğim zaman desteklerdin beni, ama ben geleceğin askeri değildim ya da iştahla yemek yiyebildiğim, hatta yanı sıra bir bira da içebildiğim zaman desteklerdin beni. Anlamadığım şarkıları tekrar edebildiğim veya senin en sevdiğin lafları senin peşinden geveleyebildiğim zaman, ama bunların hiçbiri benim geleceğimin bir parçası değildir. Ve aslında bugün bile, herhangi bir konuda, ucu ancak sana da dokunuyorsa, zedelediğim veya benim şahsında zedelenen (Örneğin Pepa beni azarladığı zaman) senin onurunsa destekliyorsun beni. O zaman destekleniyorum, bana değerim hatırlatılıyor, yapmaya hakkım olan hamlelere dikkatim çekiliyor ve Pepa mutlak bir biçimde mahkûm ediliyor. Ama şimdiki yaşımda artık desteğine neredeyse hiç ihtiyaç duymadığımı bir kenara bıraksak bile, ancak öncelikle söz konusu olan ben değilsem, gelen desteğin bana ne faydası olacak? 

(Babaya Mektup)

Lise eğitimi bittikten sonra Hukuk okumaya karar veren Franz Kafka 5 yıllık hukuk eğitimi sonrasında Albert Weber’in yanın staj yaptı, ceza hukuku alanında ilerleme gösterdi.

Kafka 1907 yılında İtalyan bir sigorta şirketinde işe başladı bu yıllarda Max Brod ile tanışarak dost oldu. Brod sayesinde edebiyatı sevdi dönemin ünlü edebiyatçıları ile tanışma fırsatı buldu.

Hayatındaki en önemli kişi olan ve onun dönüm noktası olan kişi Max Brod oldu.

Şansız ve tek başına aslında var da yok yüzü hiç gülmeyen Franz Kafka’nın hayatında birkaç tane kadın olmuştur. İlk sevgilisi iki kere nişanlanıp evlenemediği Felice Bauer. 1920 yıllarında ise Milena Jesenka ile mektuplaşmaya başladı bu sırada evli olan Milena ile mektuplaşmaya devam eden bu ilişki tüm imkânsızlıklara rağmen uzun yıllar boyunca sürdü. Son olarak ise bebek bakıcısı olan Dora Diamant hayatına girmiştir. Hatta ölmeden önce Dora’nın adını anmıştı.

1923 yılında ailesinin baskısından kurtulmak ve yazabilmek için Berlin’e yerleşti Kafka. Nazilerin Çekoslovakya’yı işgali sırasında Franz Kafka’ya ait birçok belge yakılarak yok edildi. Ölmeden önce yakın dostu Brod’a verdiği birçok eserinin önemsiz ve değersiz olduğunu düşünüyordu.

En önemli eserlerinden olan Dönüşüm kitabında babasının hayatında yer ettiği etkiye rastlamak mümkündür. Kitapta yer alan bir anda böcek olarak uyanan kişi Kafka’dan başkası değildir.

Diğer bir eseri olan Dava da Dönüşüm kitabında bahsettiği karakterler birbirine çok benzer. Bir sabah uyandığında böcek olan karakter Dönüşüm ’de bir sabah uyandığında suçunu bilmediği bir davadan yargılanan karakter Dava kitabında yer alır. 

Bitmek bilmez suçluluk duygusu, öz benlik algılamasında kırılmalar, kendini ötekileştirme Franz Kafka’nın vazgeçilmezleri idi nede olsa.

1917 yılının bir Ağustos ayında Kafka’nın ağzından bir miktar kan gelir. Derhal hastaneye kaldırılan yazara Akciğer kanseri teşhisi konulmuştur. Bir yıl sonra ise ağır bir gribe yakalanır. Kanser gırtlağa kadar yayılmış konuşma yetisini kaybetmiştir. Hasta çok ileri boyutlara vardığı için cerrahi operasyon yapılamaz. 3 Haziran 1924 yılında yaşama veda eder Franz Kafka. Öldükten sonra da anne ve babasının bulunduğu mezarın yanına defnedilir. Hatta öldükten sonra bile babasından kurtulamamıştır denilmiştir.

Kafkaesque yani kafkavari anlamına gelen onun ne denli sıra dışı ve orijinal bir yazar olduğunu anlatan bir kavramdır. Kitaplarında yer alan karakterlerin o dönemlerin dünyasında hiç olmayacak karakterler olmasından kaynaklanmıştır bu kavram. 

Kafkanın Prag’da yaşadığı ev müze haline getirilmiş 1963 yılında Liblice Şatosunda Kafka için uluslararası konferans düzenlenmiş bu konferansa Roger Garaudy, Ernt Fischer gibi büyük yazarlar katılmıştır.

Lev Nikolayeviç TolstoyLev Nikolayeviç Tolstoy

Büyük Rus yazar Lev Nikolayeviç Tolstoy 1828 yılında Moskova’nın Tula vilayetinde dünyaya gelmiştir. Kont Tolstoy ve Prenses Mariya’nın 4. çocuğudur. 2 yaşında annesini 9 yaşında da babasını yitirmiştir. 

Anne ve babasının olmaması yüzünden çocukluğunu halalarının yanında geçirdi. Çocukluk yıllarında Dickens, Pascal gibi büyük yazarları okudu.

Hukuk okurken öğrenimini yarıda bıraktı ve yaşadığı çiftliğe geri döndü. 3 yıl sonra Rus ordusuna yazıldı. Astsubay olarak topçu bataryalarında görevlendirildi. 

Bu dönemde sağlığı bozuldu ve yazmaya verdi. Çocukluk Öyküsü isimli öyküsü beğenildi ve Çağdaş dergisinde yayınlandı. Bu dönemde eleştirmenler öyküyü beğendi ve edebiyat alanına ilk adımı atmış oldu. 

Savaşın içinde yer alan ve buradan kurtulmaya can atan Tolstoy için savaşın en iyi yanı Sivastopol birikimlerini aktaracağı bir kitap olacaktı. 

Savaştan sonra Petersburg’a gitti ve yazarlık mesleğinde karar kıldı. Birçok ülke gezme fırsatı buldu bir gezide iken Rusya’da kölelik kaldırıldı. 

Kendi bölgesindeki toprak sahipleri ve köleler arasındaki borç sorunlarını çözmek için yargıçlık yaptı. Bu sıralarda Sonya ile karşılaştı. Sonya karşı çiftlikte hikaye yazan, resim yapan 18 yaşında bir genç kızdı, Tolstoy ise bu sırada 34 yaşındaydı.

Nişanlanan çift bir hafta içinde evlendi. Bu evlilikten 13 çocukları oldu. Eşi Sonya Tolstoy’a eserleri yazması hususunda her zaman destek oldu. Savaş ve Barış bu yıllar arasında yazıldı. On beş yılları mutluluk içinde geçti.

Lev Tolstoy'un Edebi Yaşamı

Savaş ve Barış kitabı Tolstoy’un adını yücelten en önemli eseri olmuştur. Çocuklar için alfabe yazmaya koyulmuştu. Yayınevlerinin önerileri Anna Karenina’yı yazmasını sağladı. Huzuru bozulan yazar dine sığınarak oruç tutmaya ve günah çıkararak köylerdeki ayinlere katılmaya başladı. Bu dönemde itiraflar isimli eserini yazdı.

Tolstoy’un bu dine olan yönelimi 2 yıl sürdü. Yapısı gereği hiçbir yetkiye boyun eğmeyecek bir karaktere sahipti. Hristiyanlıktaki ölümsüzlük düşüncesini ve siyasal iktidarı dışladı. Bu dönemde kilise tarafından aforoz edildi. 

Düşündüklerini Dogmatik Teolojinin Eleştirisi, Dört İncil’in Çevirisi, Uzlaşma eserlerinde dile getirdi. Bu kitapların ile büyük tepki topladı. 

Eleştirilerin odağında iken İvan İlyiç’in Ölümü, Hacı Murat ve Diriliş gibi kitapları yayınlandı. Bu dönemde Kırım’a giderek vasiyetnamesini hazırladı.

Bunalıma giren Tolstoy çevresinden, ailesinden kaçmak ve uzaklaşmak için yanına en küçük kızını ve doktorunu alarak trene binerek güneye yolculuk yaptı.

Yolculuk sırasında halsiz düştü Astopova, istasyonunda indi, gar şefi ünlü yazarı evinde misafir etti. Yemeden içmeden kesilen Tolstoy, 20 Kasım 1910 yılında zatürreden yaşama veda etti. 



Virginia WoolfVirginia Woolf

Virginia Woolf 20.Yüzyılın en önemli yazarlarındandır. Hem feminist hem de modernist bir yazar olan Woolf 25 Şubat 1882’deLondra İngiltere’de dünyaya geldi. 

Hiç okula gidemedi evinde eğitim aldı. Ailesi İngiltere’nin seçkin Entelektüellerinden olması, iyi eğitim görmüş olmaları Virginia Woolf için büyük şanstı.

 Babası Sir Leslie Stephan editör, eleştirmen ve biyografi yazarıydı. Görkemli kütüphanesi sayesinde kızı Virginia kendini yetiştirme fırsatı yakalamıştı. Özel öğretmenler sayesinde Latince ve Yunanca dersleri almış olan yazar daha dokuz yaşlarındayken ağabeyi Thoby ile evlerinde Hyde Park Gate News isimli haftalık dergi çıkarmaya başladılar. Babasının Viktoryen bağları vardı ve bu Virginia’yı sonları etkileyecekti.

Babasının ilk eşi dönemin ünlü romancısı Thackerray’ın kızıydı eşi akıl hastası olduğu için bu kadından olan ilk kızı Laura anneannesine çekmiş ve 20 yaşında akıl hastanesine kapatılmıştı.

Virginia’ın annesi babasının ikinci evliliğiydi öz kardeşleri Thoby, Vanessa Stephen, Adrian Stephen ve Stella Duckwort, Laura Makepeace, Gerald Duckwort, ve George Duckworth, Stephen isimli beş kardeşi daha vardı.

Yazarın teyzesi birinci sınıf fotoğrafçı, Büyükbabası, amcası, üvey kardeşi ve babası şövalyelik payesi almış entelektüellerdi. 

Teyzesi Cambridge Newham College’in başındaydı.

Virginia Woolf’un ailesi yazariçin önemliydi evde öğrenim görüyordu ve hayatının büyük bölümü ailesinin etrafında dönüyordu.

7 Hizmetçi, yetiştin bir dolu kadın, ailesi ile birlikte Hyde Park Gate’de 6katlı bir evde yaşıyordu.

Ve yazarın hayatının değişmesine neden olacak zorlu bir döneme giriyordu. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Virginia Woolf’un Değişen Yaşamı

Takvimler 1895’i gösterdiğinde annesini grip nedeni ile kaybeden küçük Virginia henüz 13 yaşındaydı. Annesinin ölümü onu derinden etkilemiş 2 yıl boyunca sinir bozukluğu nedeni ile krizler yaşamaya başlamıştı. Bu yaşadığı ağır şok ve çok ağır depresyon nedeni ile zaman zaman hayali yaratıklar görüyordu ve olmayan sesleri duyma gibi halüsinasyonları yaşamaya başlamıştı. 1904 yılında ise babasını kaybetmesinin yaşadığı travmatik durum sonrası gerçek yaşama dönmesi bir hayli zaman aldı.

Bu sürenin sonunda kardeşleri Vanessa,Thoby, Adrian ile birlikte daha 22 yaşında iken Londra’ın Bloomsbury semtine taşınmaları ve bu yer değişikliği Virginia için bir kaçış oldu.

Miras olarak çok para kalan kardeşler kurallara bağlı olmadan yaşamanın verdiği rahatlıkla evlerinde sabahlara kadar oturup sanat, edebiyat, din ve aşk üzerine tartışırlardı.

Profesyonel anlamda yazmaya 1905 yılında başlayan Woolf Times Literary Supplement’e edebi eleştiri yazıları yazıyordu.

1906 yılında Thoby kardeşleri ile çıktığı Yunanistan gezisinde yakalandığı Tifodan hayatını kaybetmesi Woolf için başa çıkılamaz bir şok olmuştu.

Thoby öleli iki gün olmasına rağmen yasını bile tutmadan ablası Vanessa evlenmiş ve yazarın hayatında büyük değişiklikler olmuştu.

Kardeşi Adrian ile başka bir eve taşınan Woolf aydın çevrelerle tanışma fırsatı bulmuş Londra sosyetesinin hanımlarının katıldığı toplantılar düzenlemeye başlamıştı.

Bu toplantılarda açık sözlülüğü ve sivri dili ile öne çıkmış aynı zamanda Times Literary Supplement ve Cornhill dergilerinde edebiyat eleştirmeni olarak yazmaya başlamıştı.

Virginia Woolf’un Özel Yaşamı

1909 yılında Lytton Strachey ile nişanlanmış anlaşamadıklarını düşünerek nişanlısından ayrılmıştı. Bir yıl kadar ruhani çöküş yaşayan Woolf yayınlamayı düşündüğü ilk romanı The Voyage Out için okuyuculardan gelecek eleştirileri düşünüyordu.

Ablası Vanessa o dönemler iki tane çocuğu ile meşgulken eniştesi ile flört eden Woolf bundan büyük rahatsızlık duyuyordu.

Bir depresyon zamanında kendisi ile ilgili olarak ‘ 29 yaşında hala evlenmemiş bir başarısız. Çocuğu da yok üstüne üstlük ruhen hasta ve yazar falan da değil’ sözlerini kullanmış doktorlar psikolojik olarak incinmişlerinin çok olduğu için yine bir dinlenme dönemi kürü vermişlerdi.

Endişe yüklü olarak yayınladığı romanı The Voyage Out eleştirmenler tarafında bir hayli övülmüştü, stili zeki, kurnaz ve yaşam dolu olarak nitelendirildi.. 1912 yılında Ağabeyi Thoby’nin arkadaşı sol kanat siyaset kuramcısı Leonard Woolf ile tanıştı ve bu hayatının dönüm noktası oldu.

Çünkü bir ömür boyu sağlığının bekçisi ve kişiliğinin en büyük destekçisi olacaktı.1913 ve 1915 yıllarında evliliklerin ilk yıllarında şimdiye kadar en ağır ruhsal çöküntüyü yaşayarak intihar girişiminde bulundu.

Kocası Leonard birçok doktorla konuşmuş ve bu evliliğin çocuksuz devam etmesi gerektiğini düşünmüş olmaları Woolf’un bu ağır çöküntüye girmesine neden olmuştu.

Hamilelik yazar için önemliydi ve bunu yaşamadığı için kendini başarısız ve tam bir kadın gibi göremiyordu.

Beyinsel tüm uğraşlar yasaklanan Woolf bir kliniğe yatırıldı. İyileşmeden geri dönmüş olmasından dolayı kocası onu tekrar kliniğe geri yatırma girişimleri ile mücadele ederek hayatına son verme girişimlerinde bulundu. Durumu düzeldikten sonra çift 1917 yılında yaşadıkları evden adını alan Hogarth Press’i kurdular. Burada dönemin öncü yazarlarının kitaplarını bastılar. Bu durum aydın yazarlar cemaatinde Woolf’un daha özgürlükçü yaşamasına yardım etmişti.

Virginia Woolf Edebi Hayatı

1919 yılında ikinci kitabı olan Night and Day’i yayınladı Woolf bu romanında alışmış kalıpları izlemişti. Bu iki romanı ile birlikte yazarın deneyci kişiliği ön plana çıktı bu yılda ünlü yazısı olan Modern Roman da savunduğu gibi yeni bir anlatım aramaya başladı.

Çok Fazla izlenimden oluşmuş yaşamı ve bunun izleyicisi olan kişiye bütün renkleri ile sunabilmek için bilinç akışı tekniğini benimsedi. 1922 yılında bir diğer romanı Jacob’s Room’da bu tekniği kullandı ve aynı sene Vita Sackville-West ile tanışarak bir ilişki yaşamaya başladı.

Kadınlara olan ilgisini daha önce fark etmişti ve romanlarında bundan bahsediyordu zaten. Yazarın Orlonda isimli klasik kitabını bir aşk mektubu ile birlikte sevgilisi Vita’ya adadı.

 1925 yılında ise okuyucularla buluşacak olan Mrs. Dalloway bilinç akışı tekniğinin en başarılı örneği seçilecekti.

1929 da A Room of One’s Own’u yayınladı ve bu kitabında kadınların yazarlık veya başka mesleklerde söz sahibi olabilmeleri için kendilerine ait bir odaya ve bir gelire sahip olmaları gerekliliğini anlatmıştı. Tam bir başyapıt olarak nitelendiriliyordu.

1937 yılında The Years adlı romanının kaleme almış fakat savaştan ve kötü etkilerinden etkilenmeye başlamıştı. Birçok eski dostunu kaybeden Woolf yüksek bir bunalım yaşamaya başladı.

II. Dünya savaşının başlamasında sonra intihar Virginia’nın daha çok düşündüğü bir konu haline gelmişti. Eşi Leonard Yahudi’ydi ve Nazi Tehlikesine karşın Virginia’ya oranla daha fazla etkileniyordu.

Savaş kapıya dayanmıştı Londra’da Luftwaffe’in hava saldırılarından evlerinin bir bölümü ve The Hogarth Press’in bürosu yerle bir olmuştu. Woolf çifti büyük bir çaba ile Virginia’nın babasından kalan kütüphanesinden kalan kitapları evlilikleri boyunca bitirdikleri ve basılmış binlerce kitabı kurtarmayı başardılar.

Virginia Woolf Ne zaman Öldü?

Tarih 26 Şubat 1941’i gösterdiğinde Between the Acts’i bitiren Woolf müsveddesini okuması için kocası Leonard’a vermişti.  Bu romanı yazarken sıkıntı çekmeden büyük bir keyifle yazmıştı. Kitabı okuduktan sonra kitaptan hoşlanmayan Virginia Woolf’un depresyonu iyice artmaya başlamıştı.

Okuyamayan ve yazamayan bu şekilde aklını tamamen yitireceğinden endişe eden Virginia Woolf kendini ölmeye hazır hissetti. Takvimler 28 Mart 1941’gösteriyorken biri kocası Leonard diğeri partneri lezbiyen Vita Sackville- West’ e olmak üzere iki veda mektubu yazdı. Bastonu ile Ouse ırmağına yürüdü ceplerini kendini suda batırmaya yetecek kadar taşlarla doldurduktan sonra ırmağın soğuk sularına kendini bıraktı ve intiharında bu sefer kesin bir kararlılık göstermişti.

Woolf’un kocası Leonard’a bıraktığı mektupta şunlar yazılıydı;

‘ Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumdan eminim. Yaşadığım o Korkunç anlara geri dönemem artık. Bu kez İyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım, hiçbir şeye odaklanamıyorum. Bu yüzden yapabileceğimin en iyisi olduğunu düşündüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana verilebilecek en mutluluğu verdin. Benim her şeyim oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım, ben olmazsam rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sende göreceksin. Görüyorsun bunu bile düzgün yazamıyorum. Okuyamıyorum. Söylemek istediğim şu ki, yaşadığım her mutluluğu sana borçluyum. Bana hep sabır gösterdin, çok iyi davrandın. Demek istediğim bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi o kişi sen olurdun. Bir tek senin iyiliğinden eminim, onun dışında her şey beni terk etti. Hayatını mahvetmeye devam edemem. Birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum’.

Devamı
Yorumlar
Bu ürüne toplam 1 yorum yapıldı.
Ortalama Puan:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
Fena Değil
Çok Kötü
Ürün Yorumları
+0 Olumlu yorumlardan sizin seçtikleriniz
-1 Olumsuz yorumlardan sizin seçtikleriniz
Tüm Yorumlar (1)
atalay k.
Yaş0
1.04.2020
Üyelik Tarihi 7.01.2020
fiyat iyi set iyi kaçırmayın
0
Artıları0Eksileri
Bu yorumu doğru buluyor musunuz?
Oy OranlarıEvet0Hayır0

Kitapları

    Ürünleri

      Ürünleri

        Arama
        E-mail adresinizi giriniz
        Adet:
        Beden:
        Seçtiğiniz ürün sepete eklendi
        Mail adresini giriniz
        Özelleştir
        0000 0000 0000 0000
        CVC
        Ad Soyad
        5xx
        5xxxxxxxxx
        ZUBİZU Kampanyası kullan
        Ürün Detayları
        Teslimat ve Kolay İade
        Ürün Kodu:
        Kitap / Yazar / Yayınevi Ara
        Önceki Siparişleriniz
        Önceki siparişleriniz için tıklayın
        Üyelik Bilgilerim
        Üyelik Bilgilerim
        Veya
        En Az 6 Karakter
        Toplam Tutar:
        Varsa İndirim Kodunuz:
        Sipariş Notu
        Kapıda ödeme seçeneği 125 TL altı siparişlerde kullanılabilir. 125 TL üstü siparişler için havale, kredi kartı ya da banka kartı ile ödeme yapılabilir.
        Açev Bağış
        Ürüne daha önceden puanlama ve yorum yaptınız.
        Kitap AyrıntılarıÜrün Ayrıntıları
        100 TL üzeri kargo bedava!
        FIRSATI YAKALA
        Ürünler
        Teslimat Bilgileri